Depremler-Sebepleri Ve Sonuçları

Depremler gezegenimizin çekirdeğindeki dinamik süreçlerin sonucudur. Yüzeydeki etkiler olabilecek en yıkıcı doğal felaket olarak hissedilir.

Bütün depremlerin yaklaşık %90’ı litosfer levhalarının yeniden biçimlendiği, birbirlerinin altına girdiği ya da kayarak birbirinin yanından geçtiği kıta levhalarında meydana gelir.

Bu kuşaklarda zemin çok büyük gerilim altında kalır; çünkü levhalar çarpışır ve her türlü yana doğru hareketi kısıtlar. Gerilim arttığında, kayaçlar kırılır ve yer kabuğu sarsıntılar geçirir. Kayaçların yana doğru itilmesiyle birlikte, basınç uygulayan kuvvetler levhaların içinde çatlaklar da yaratabilir. Sarsıntılar ve depremler çoğunlukla 60 km’nin altında bir derinlikte meydana gelir; 300-700 km arasındaki çekirdek derinliklerinde deprem oluşumu enderdir. Bir depremin ortaya çıkış noktasına odak denir. Merkez üssü yeryüzünde hemen odağın yukarısında yer alır. Genelde yüksek şiddetteki sarsıntılar bu bölgede kaydedilir.

Sismik Dalgalar

Kayaçlar kırıldığı zaman, dalgalar biçiminde enerji salınır. Bir depremin asıl sebebi bu sismik dalgalardır. Birçok sismik dalga tipi vardır. İki ana tip “kütle dalgaları” ve “yüzey dalgaları”dır. Kütle dalgaları odakta oluşur ve dairesel bir hareketle Dünya’nın iç çekirdeğinde yayılır. Bu hareket yeryüzünde dolaşan yüzey dalgalarını yaratır.

Sebepler

Tektonik olmayan depremlerin sebebi genellikle volkanik patlamalardır. Magma bölmesindeki kaynaşma ya da magmanın yukarıya çıkışı yeryüzünde sarsıntılara yol açar. Bir patlama öncesinde genellikle daha küçük yüzlerce deprem meydana gelir.

Ayrıca insanların doğrudan sebep olduğu bazı depremler vardır: Göçük madenlerin ve tünellerin yanı sıra yer altı atom bombası testleri bir depremi tetiklemeye yetecek güçte sarsıntılara yol açar.

Bir Depremin Sonuçları

Çin’in Shaanxi eyaletinde 23 Ocak 1556 sabahı 8,0 gibi rekor büyüklükte sarsıntılar yaşandı. Toplam ölü sayısı 830 bine ulaştı; bunların çoğu evlerinin çökmesiyle uykuda can vermişti. O zamandan beri hiçbir deprem böyle büyük can kaybına yol açmadı.

Bir depremin sonuçları ve yan ürün niteliğindeki fenomenler en az sarsıntılar kadar yıkıcı olabilir. 1906’da San Francisco’da ve 1995’te Japonya’nın Kobe kentinde meydana gelen depremlerin ardından, günlerce süren geniş çaplı yangınlar çıktı. Portekiz’in başkenti Lizbon’u 1755’teki şiddetli bir depremden sonra tsunami vurdu ve kent sular altında kaldı.

Zor ulaşılan ücra bölgelere zamanında yardım yetiştirmek daha güçtür. Bu çoğu kez açlığa ve salgınlara yol açar. Kurtulanlar çoğu kez barınaksız kalır ve birçok kişi kötü hava koşulları yüzünden ölür. Böyle bir durum Keşmir’de 2005’teki yıkıcı bir depremin hemen ardından kışın bastırmasıyla yaşandı.

Çinli sismologlar 1975’te bir depremi önceden doğru biçimde tahmin etmeyi başardı. Bölgenin birçok sakini zamanında başka yerlere taşındı. Ne var ki, bir yıl sonra Kuzey Çin’in başka bir kentinde 100 bin kişi depremde yaşamını yitirdi. Bu sefer uzmanlar yakın bir depreme ilişkin herhangi bir gösterge saptayamamıştı.

Kısa kısa……..

Ateş çemberi çoğu depremin meydana geldiği Pasifik çevresinde jeolojik bakımdan aktif bir kuşaktır.

Her yıl 800 binden fazla sarsıntı meydana gelir; ancak insanlar bu depremlerin yaklaşık %95’inin farkına varmaz.

Deniz depremleri odağı deniz altında olan depremlerdir.

İlk sismograflar 19. yüzyılın sonunda geliştirildi. Bu alet deprem dalgalarını ve sismik aktiviteyi belirlemek ve kaydetmek için kullanılır.

3.577 kez okundu