80’leri Özlemek.

Malum son günlerde hatta son aylarda 80’ler diye bir moda var herkes(70’lerde doğanlar) 80’lerle ilgili anılarına hatırlayıp hatırlayıp dalıp gidiyorlar. Aslında bunlardan birisi de benim.
Tv’de çıkan Seksenlerle ilgili programların tamamını izlemeye çalışıyorum, izlerken de gerçekten büyük haz alıyorum. Eminim benim gibi düşünenler hiç de az değildir.
Eurovision için ailece Tv karşısına geçip bütün şarkıları pür dikkat dinlemek, Cumartesi akşamları Türk filmleri, pazar sabahları origami, çizgi filmler, Dallas, Cosby Ailesi, Kara Şimşek tadına doyum olmazdı. Şimdiki para kıymeti ile beş para etmez belki bütçesi ama bana o günleri yaşayan kim şimdi herhangi bir diziden o kadar zevk aldığını söyleyebilir, Pazar konserini bile pür dikkat izlerdik be Pazar Konseri yani, bir orkestra bir adamın elinde bir çubuk bir o yana bir bu yana. O zamanlar; askerlerin, İstiklal Marşı’nın, Atatürk’ün itibarı daha bir kutsaldı içimizde. İstiklal Marşı’nı izleyip ona eşlik etmeden uyumazdık, ardındanda o uzun ve sonsuz dınnnnnn sesini duyar, karıncalı ekranı gördük mü tv’yi kapardık.

En büyük lükstü çocukluğumuzda Lunapark, ama şimdi her yer, her şey Lunapark. Bizim zamanımızda Commodorelar vardı sonra onun muadili bir sürü şey konsollu oyunlar çıktı ama hatta bu gün bile Ps3, Wii bilmem ne bilmem ne bir sürü ama hiç biri Commodore’un yerini tutmadı. Kumbara oda ne diyor şimdiki nesil. Tipitipten daha güzel sakız mı vardı mesela. Peki 80’lerde çocuk olmuş ama Çamlıca gazoz içmemiş var mı ki, ne günlerdi ama. Voltran, He-man, Polyanna, Heidi, Mickey Mouse kaç nesil büyüttüler bilmem.

Dansözler o zaman da vardı ama bayramlarda ve Yılbaşılarında, şimdi DansözTv bile var, neredeyse istediğin zaman Tv’de dansöz izlemek için bir kaç zap yapman yetiyor. Mesela o zamanlar dansözler %80 dansı için, %20 babaların göz zevkleri için izlenirdi. Şimdi ise %20 dansözün dansı, %80 babaların göz zevkleri için izleniyor.

Mesela o zamanlar çocuk olup da Adile Naşit’ten masal dinlemeyeniniz var mı? Pek sanmam. Hatta dinlerken uyumayan bile çok azdır.

Kenan Evren Paşa vardı mesela, Özal’lı seneler, Erdal İnönü, gerçi hala var ama Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Erbakan siyasi tarihin baş aktörleri.

 Günün ne zaman akşam olduğunun farkına Akşam Ezanı okunduğunda   varırdık. O zamana kadar erkek çocukları büyük ihtimal ya Futbol oynar ya da saklambaç, yakalamaç oynardı,kızlar ise seksek, hulalop ya da ip atlarlardı. Teknoloji o kadar ilgilendirmiyordu bizi yani. Bmx bisiklet alabilenide vardı alamayanıda ama Bmx gerçeği hep yaşantımızdaydı. Sonraki gün okul var annenin sesi ile bu günde bitmiştir artık. Hafta sonu ise akşam banyo yapılacak sabah beyaz yakalı siyah önlük, beslenme çantası suluk kuşanılıp okula gidilecek.

Geçim o kadar kolay değildi bunu o zamanlar anlamazdık belki ama bu gün baktığımızda geriye, o günlerin ne kadar yokluk zamanları olduğunu anlayabiliyoruz. Tüp kuyurukları, yağ, un, ekmek vs.. vs..

Seksenler bitmiş, anlaşılan yaşlanıyoruz. 20’li yaşlarda bu yazıyı okuyup, alaycı tavırlar takınacak çok kişi olacaktır eminim, o kişiler şu anda  “beni, bizi”  pek anlamayacaklardır fakat 2030’larda biri çıkıp “2012’leri  özlemek” diye bir blog’ta yazdığında,  anlayacaklardır.

Aydın ÇAĞDAŞ