Akra’da Bulunan Elyazması

 

Yazar: Paulo Coelho

Yayınevi: Can Yayınları

Basım yeri ve tarihi: İstanbul 2012 Ekim

Sayfa sayısı: 152

Kitap Hakkında: Paulo Coelho’nun okurları derinden etkileyen, onları adeta satırlarının arasında sürükleyen romanlarına bir yenisi daha eklendi. Akra’da Bulunan Elyazması, Can Yayınları etiketiyle Paulo Coelho hayranlarıyla buluşturuluyor.

Akra’da Bulunan Elyazması’nın konusu kısaca şöyledir: Romanda olaylar 1945 yılının sonlarında geçmektedir. Romanın ana karakterleri iki kardeştir ve Mısır’ın dağlarındaki bir mağarayı kendilerine dinlenmek için seçeceklerdir. Hamra Dom bölgesindeki bu mağaraya girdiklerinde içi papirüs kağıtlarıyla dolu bir su testisiyle karşılaşacak olan kardeşler, ilk iş olarak papirüsleri pazarda satmaya başlayacaklardır. İki kardeş, kanun dışı bu yönteme devam ederken anneleri lanetlenecekleri korkusuyla papirüslerin bir kışını ateşte yakacaktır. Oysa annenin kötü güçlere ait sandığı papirüsler, Hıristiyanlığın ilk yıllarını anlatan Yunanca el yazmalardır. “Apokrif metinler” olarak adlandırılan ve İncil’de bulunmayan bu metinler pazarda satılmaya ve yakılmaya devam edecektir. Yazar Paulo Coelho, okura bu papirüslerin mağaradaki testi içinde yer alma hikayelerini geri dönüş tekniğiyle anlatmayı da ihmal etmeyecektir.

20. yüzyılın ortalarından 11. Yüzyılın sonlarına uzanan soluksuz bir macera ve Paulo Coelho’nun eşsiz cümlelerinden oluşan Akra’da Bulunan Elyazması, 152 sayfalık Emrah İnce çevirisiyle Can yayınları tarafından yayımlanıyor.

Arka Kapak

Düşman onlardan çok daha üstün, ertesi sabah saldırıya geçecekti.
Halkın çoğunluğu, yenileceklerini bildiği halde, şehirde kalmayı seçti. 

O akşam, her yaştan kadınlı erkekli bir grup, Kıpti dedikleri Yunanlı’yı dinlemek için meydanda toplandı. 
Kıpti, hiçbir dine mensup değildi; sadece bütün duyduklarını, yarına aktarabilmek için aklında tutmuştu. 

Kıpti, yalnızca içinde bulunduğu âna ve Moira denen varlığa inanırdı. 
Yarından itibaren şu anda ahenk olarak gördüğümüz şey ahenksizliğe dönüşecek. Mutluluğun yerini matem alacak,” dedi Kıpti.

“Şehrimizi talan edebilirler, ama burada öğrendiklerimizi silemezler. İşte bu yüzden ilmimizin surlarımız, evlerimiz ve sokaklarımızla aynı kaderi paylaşmasına izin veremeyiz… Peki ilim derken neyi kastediyorum?

İlimle, gündelik yaşamın karşımıza çıkardığı zorlukların üstesinden gelerek hayatta kalmamızı sağlayan şeyi kastediyorum.
Yarın bize neler olacağını kimse bilemez… Çünkü her günün iyisi ve kötüsü aynı gün içinde olup biter. Öyleyse dışarıdaki askerleri ve içinizdeki korkuyu unutun…

Bizler şimdi, gündelik yaşamımızdan, yüzleşmek zorunda kaldığımız güçlüklerden bahsedeceğiz,” dedi Kıpti.

Ve sevgiyi, kaybı, yenilgiyi, yalnızlığı sordular ona. Korkuyu, sadakati, cinselliği, geleceği ve kaderi; ona kendilerini nasıl bulacaklarını sordular. Hayatın içinden gelen, cevapları binyıllar boyu değişmeden kalan soruları sordular ona. 

Düşmanları beklerken, halk bir meydanda toplandı ve sordu. 
Ve Kıpti, onlara cevap verdi.