Ayasofya

ayasofya3

6. Yüzyılda o zaman ki Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından şehrin merkezi olan tarihi yarımadada 5 yılda inşa edilen Ayasofya patrik katedrali olarak kullanılırken, 1453 tarihinde Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul fetih edilince camiye çevrilmiştir.

1935 yılında çıkan karar ile şuan da müze olarak hizmet vermektedir. Dünya’da mimarlık tarihinin en önemli yapıtları arasında olması sebebiyle işlevselliği ve büyüklüğü nedeniyle de Ayasofya Müzesi bugünkü önemine sahiptir. Dünya’nın en eski katedrali olma özelliğine sahip olan Ayasofya, yapıldıktan yaklaşık 1000 yıl sonrasında kadar da en büyük olma özelliğine sahipti. 15 yüzyıl boyunca ibadet yeri olarak kullanılan yapı olması sebebiyle bu alanda da Dünya rekoruna sahiptir.

ayasofya2Ayasofya yapısı aynı yere 3 sefer inşa edilen kiliselerin sonuncusudur. Bu yüzden Üçüncü Ayasofya olarak da adlandırılır. Önceki inşa edilen kiliseler isyanlar sonucunda yıkılmıştır. 1453 yılında Ayasofya yapısı camiye çevrilmiş ve büyük hoşgörü nedeniyle kilisede bulunan insan resimleri ve mozaikleri tahrip edilmemiştir. Bazıları ince bir sıvayla kapatılmıştır.

1935 yılında İstanbul’daki Ayasofya Camii müzeye dönüştürüldüğünde bu sıvalar kaldırılmış ve mozaikler gün ışığına bozulmadan yıllar sonra kavuşmuştur. Ayasofya Kilise’si camiye çevrildikten sonra Mimar Sinan tarafından minareleri yapılmıştır. Ayrıca Ayasofya Kilisesi olduğu dönemde en büyük kubbe özelliğine sahip olan Ayasofya’nın kubbesi zaman zaman çöküp onarılmıştır. Mimar Sinan’ın inşa ettiği duvar ile daha yıkılmamıştır.

Yılda ortalama 3 milyon kişinin ziyaret ettiği Ayasofya Müzesi’nin her geçen yıl ziyaretçisi artmaktadır. İçerisinde bulunan terleyen sütundaki dilek yerinde ziyaretçilerin dilek dileği yer olan Aya sofya, eğer İstanbul’a ilk kez geliyorsanız mutlaka görmeniz gereken bir yer. İstanbul’da olup da Ayasofya Camii’ni görmeyen maalesef pek çok kişi dahi bulunmaktadır.

Giriş ücretinin 25 lira olduğu Aya sofya Müzesi’ne müze kartınızla ücretsiz girebilirsiniz. Müze Kart bedelinin 30 lira olduğunu düşünürsek karlı bir giriş yapacaksınız. 18 yaşından küçükler Ayasofya Müzesi’ne ücretsiz girebilirken müze dini bayram günlerinin ilk yarım gününde ziyarete kapalı olup haftanın 6 günü açıktır.

Sadece pazartesi günleri kapalı olan müzeye yaz saati uygulamasının yapıldığı günlerde 09:00-19:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Ayasofya Müzesi’ne Kış saatleri uygulamasındaki ziyaret saatleri ise 09:00-17:00 arasıdır. Müze kapanış saatinden 1 saat öncesinden girişe kapatılmaktadır.

ayasofya1Ayasofya’ya gitmek için Bağcılar Kabataş arasındaki tramvay hattına binerek Sultanahmet durağında inmelisiniz. Bu hat Eminönü, Zeytinburnu, Sirkeci, Aksaray gibi önemli merkezlerden de geçmektedir. Anadolu Yakası’ndan da gelmek isteyenler Kadıköy veya Üsküdar’dan vapura binerek tramvaya aktarma yapabilirler.

Özel araçlarıyla gitmek isteyenlerse etraftaki park sıkıntısı nedeniyle zor anlar yaşayabilir. Sultanahmet Meydanı çevresinde park yapılamamaktadır. Ölmeden önce görmeniz gereken yerlerin başında gelen Ayasofya, tarihi ve mimarisiyle gördüğünüzde sizi büyüleyecektir. Kilometrelerce uzaklıktan yabancı turistlik görmek için geldiği yer olan İstanbul’daki Ayasofya Müzesi yerli ziyaretçilerini de beklemektedir.

Tarihçesine gelince:

Eminönü’nde Sultan Ahmet Camisi’nin karşısında yükselen tarihi mekân,  inşa edildiği ilk zamanlarda büyük kilise anlamına gelen “Megale Ekklesia”  ismiyle anılmış;  bugünkü “ Ayia Sofia” ismi V. Yüzyılın sonlarına doğru kullanılmaya başlanmıştır.

15 Şubat 360 tarihinde açılan Ayasofya; 404’de kısmen yanar ve II. Teodosios döneminde ( 405- 450) tamir edilir ve 10 Ekim 415’te tekrardan açılır. 532 yılında çıkan ikinci ayaklanma sonrası Ayasofya tamamen yanmış, günümüzdeki yapı bu ikinci yangından sonrası I. İustinianos tarafından Batı Anadolulu İsidoros ve Artemios’a yaptırılmıştır. İnşaat için, farklı yerlerden sütun ve taşlar İstanbul taşınmıştır. Ayasofya’nın yapımında, yüz ustabaşı ve on bin işçiyle sürdürülen çalışmalar, beş yıl sürmüş ve açılış 27 Aralık 537 yılında gerçekleştirilmiştir.

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethiyle Ayasofya’da yeni bir dönem başlar. Yüzyıllarca kilise olarak kullanılan mabet, Fatih döneminde camiye devşirilir ve mabedin batı kısmındaki yarım kubbenin bulunduğu tarafa ahşap bir minare eklenir. Yapıya II. Bayezid zamanında bir, Sultan Selim zamanında iki, minare daha eklenir. Sultan I. Mahmut zamanında yapıya bitişiğindeki kütüphane (1739), Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan şadırvan (1740) ve muvakkithane ile sıbyan mektebi (1742) eklenir. Ayrıca, 16 yüzyıldan günümüze kaldığı sanılan mihrap, müezzin mahfili, vaaz kürsüsü işçilikleriyle birer şaheserdir.

ayasofyaAna yapıya dokuz kapıdan girilir. Kubbe örtüsü 55,6 yüksekliğinde ve 32 metre çapında bazilikadır. Bu Kubbe 24.3 yüksekliğinde dört ayak üzerine oturtulmuştur. Cami sağınını örten beyaz mermer kaplama Marmara adalarından, damarlı pembe mermerler Afyon Karahisar’dan,  yeşil somakiler Teselya ve Mora’dan, porfirler Mısır’dan, sarı mermerlerse Cezayir’den getirilmiştir.  Yan sağınların tavan örtüsü mozaiklerle,  duvarlar da yer yer renkli taşlarla ve enfes çinilerle kaplıdır.  Tarihi mabedin duvarlarını süsleyen yazılar, Osmanlı Dönemi’nin ünlü hattatlarının elinden çıkmıştır.

Ayasofya’da birçok sultanın sandukası bulunur. Sultan II. Selim, Sultan III. Murat, Sultan III. Mehmet, Sultan I. Mustafa ve Sultan İbrahim’in yanı sıra bazı hanedan mensupları da burada medfundur.

1931 yılında Türk Hükümeti’nin iznini alan Amerikalı Th. Whittemore, Osmanlı Dönemi’nde kaplamalarla örtülen renkli resim ve mozaik tabakanın gün ışığına çıkarılması için çalışmalara başlamış; çalışmalar devam ederken 1934 yılında müzeye çevrilmesi yönünde karar alınmış ve 1935 yılında ziyaretçilere açılmıştır. Günümüzde yerli ve yapancı konuklarını ağırlamaya devam eden mekanda, restorasyon çalışmaları devam ediyor.