Bitkilerin Evrimi.

Bugünkü kara bitkilerinin ataları okyanus ve denizlerde yaşıyorlardı. Kuru topraklarda yaşamaya ayak uydurmak için, su kaybı gibi güçlüklerin üstesinden gelecek özellikler edindiler.

Fosil bulguları bitkilerin evriminde dört önemli gelişim dönemini ayırt etmeyi mümkün kılar. Bu dönemlerin her biri bitki varlığında yeni bir çeşitlenmeyi getirmiştir.

Su Kaybına Karşı Korunma

Yaklaşık 460 milyon yıl önce, bitki gelişiminin başlangıç döneminde yeşil su alglerinin geçirdiği evrimle ilk kara bitkileri ortaya çıktı. Muhtemelen bir geçiş evresinde, bazı türler periyodik olarak kuruyan su kütlelerindeki yaşama uyum sağladı. Bu yüzden günümüzün yosunları ancak su kaybını önleyen mumsu bir katmanla yaşayabilir.

Damar Sistemlerinin Ortaya Çıkışı

Sonraki gelişim aşamasında, su iletmeyi sağlayan iç borucuklarla donanmış eğreti otları, atkuyruğu ve kurtayağı gibi ilk bitkiler kıyılarda ve diğer nemli ortamlarda belirdi. Yosunlardan farklı olarak, bu ilk damarlı bitkilerde su iletim dokularına sahip gerçek kökler ve destekleyici saplar vardı. Böylece dışarıdaki bir su ortamından yeterli nem edinmeyi ve besinleri her kesime taşımayı başardılar.

İlk Tohumlar

 

Tohum üreten ilk bitkiler üçüncü gelişim döneminde ortaya çıktı. Bunların spor üreten damarlı bitkilerden farkı embriyonun 


Meyvenin Gelişimi
bir besin stokuyla birlikte kabukla sarılmış olması, yani tohum biçiminde olmasıydı. Böyle bitkilerden zamanla koruyucu tohum zarfı bulunmayan çeşitli bitki türleri, yani bugünün yaprak dökmeyen ağaçları gibi açık tohumlu bitkiler gelişti. Meyveye benzer bir örtüyle sarılı olmayan tohumun çimlenmesi için, yere düşmesi yeterliydi. Tohumlu bitkiler yeni ortamlara yayılmada önemli üstünlükler kazandılar. Üreme için artık nemli ortamlara bağımlı olmadıkları gibi, embriyonları da olumsuz çevre koşullarına karşı daha korunaklıydı.
Çiçekleri meyveye dönüşen bitkiler, yani kapalı tohumlu bitkiler yaklaşık 130 milyon yıl önce dördüncü gelişim aşamasında ortaya çıktı. Bunların bir bölme içinde sıkıca kapanmış olan tohumları gelişerek, tat ya da renk gibi çekici niteliklere sahip meyveler haline gelir. Böyle nitelikler dağılımı kolaylaştırır; çünkü hayvanlar meyveyi içindeki tohumlarla birlikte başka yerlere taşır. Kapalı tohumlu bitkilerin olağanüstü başarısının sebeplerinden biri budur.Kısa kısa………Atkuyruklularının basit bir su iletim sistemi vardır.Yosunlar üremek için neme muhtaçtır.

Düğünçiçeği çiçek açan bitkiler grubuna girer.

Yeşil algler günümüzdeki bitkilerin atalarıdır.

Oksijen insanların varlığı için gerekli bir kaynak olarak esasen bitkilerce üretilir.

Besin ve su bitkinin içinde özelleşmiş damarlı dokular aracılığıyla taşınır.

Pistil ve stamen çiçek açan bitkilerin ana üreme organlarıdır.

Kendi besinlerini üreten canlılar sadece bitkilerdir. Fotosentez denen benzersiz süreç aracılığıyla güneş ışığını enerji kaynağı olarak kullanırlar. Bu ototrof, yani kendini besleyen fenomenler kendi besinlerini üretemeyen hayvanlar ve insanlar için beslenmenin temelini oluşturur. Görünüş bakımından son derece değişken olmalarına karşın, bitkilerin çoğu yaprak ve kök gibi karakteristik yapıları paylaşırlar. Evrim sürecinde ağır basan çevre koşullarına hep uyum sağlamışlardır.

Bitkiler 450 milyon yılı aşkın bir süre önce de okyanuslarda vardı.