Deniz kızı Hayal mi? Gerçek mi?


denizkizi

DENİZ KIZI HAYAL Mİ?GERÇEK Mİ?

Düşsel bir inanış mısın sen denizkızı, yoksa yüzer misin sularda? Birgün dalgaların arasında görür müyüz uçuşan saçlarını? Pullarla kaplı narin gövden, balık kuyruğunla şarkılar söyler misin denizcilere?

Denizkızının düşsel bir varlık olduğuna inanılır. Efsanelerden fırlamış dünyalar güzeli bir kız. Betimleyecek olursak belden yukarısı çıplak bir kadın, gövdesinin kalan kısmı iri kuyruklu bir balık. Çıplak bedenini uzun saçları örter. Saçları altın sarısı, yosun yeşili, gece siyahı ya da muhteşem bir kahverengi. Sarp kayalıkların üzerinde oturur, kıyıyı izler. Açık denizlerde bir görünüp bir kaybolur. Sesinin güzelliği denizcileri sarhoş eder, rüzgara eşlik eder şarkıları.

Sulara gömülen gemiler

Dünya üzerindeki birçok kültürde anlatılan denizkızları, farklı şekillerde betimlense de özellikleri birbirine benzerdir. Yunan mitolojisinde adı geçen Sirenler, söyledikleri şarkılarla denizcileri büyüler. Öyle ki onların tınılı sesi, nice geminin sulara gömülmesine neden olmuştur. Bazı hikayelerde ise denizkızları, uçsuz bucaksız denizlerin iyi kalpli ama yalnız müdavimleridir. Boğulmak üzere olan denizcilerin hayatını kurtarır, erkekleri derin sulardaki gizemli dünyalara davet eder.

Denizkızı efsanesinin en eskisi M.Ö. 5 bin yılına kadar gider. Genel bir inanış, bu efsanelerin doğuşunda denizineklerinin büyük etkisi olduğudur. Denizinekleri, sadece suda yaşayabilen ve günümüzde dört türü kalmış büyük bir deniz memelisidir. Denizkızı gördüğünü söyleyenlerin betimlemeleri biraz da denizineklerini çağrıştırır. Öyle ya bazen küçük bir göz yanılması yüzyıllar boyunca söylenecek büyülü efsanelerin lk kıvılcımlarını çakar.

denizkizi (1)Denizkızına dönüşen kederli tanrıça

MÖ 1000 yılına tarihlenen ilk denizkızı hikayesi, dünyanın en büyük krallıklarından birini kurmuş Asur kültürüne aittir. Efsaneye göre, Asur kraliçesi Semiramis’in annesi Atargatis, ölümlü bir çobana aşık olmuş ölümsüz bir tanrıçadır. Genç çoban ölünce bir balığa dönüşmek dileğiyle kendini göle atar. O kadar güzeldir ki su bile onun mükemmel bedenini gizlemeyi isitemez. Ona bir balık kuyruğu ve suda nefes alabilme özelliği hediye eder. Asur kültüründeki ilk Atargatis betimlemeleri, insan kafası ve bacakları olan bir balık şeklindedir.

Bir başka denizkızı efsanesi, Makdonya’dan Hindistan’a varan büyük bir imparatorluğun kurucusu Makedonyalı Büyük İskender’in etrafında şekillenir. İskender’in kız kardeşi Thessalonike, öldükten sonra bir denizkızına dönüşür. Ege Denizi’nde yaşar ve karşılaştığı denizcilere tek bir soru yöneltir: “Kral İskender yaşıyor mu?”. Thessalonike’ye verilmesi gereken tek yanıt, “Yaşıyor ve hala yönetiyor” olmalıdır. Başka bir yanıt denizkızını orada korkunç görünümlü bir Gorgon yapar. Dişleri keskinleşir, yosunumsu saçlarının her bir teli canlı yılanlara dönüşür ve denizcileri öldürür. Onunla göz göze gelmek taşa dönüşmek için yeterlidir.

İnci, denizkızının gözyaşları

Denizkızlarının çok daha naif anlatıldığı söylenceler de vardır. Dilden dile dolaşarak günümüze kadar gelmiştir bunlar. Perilerden biraz daha romantik olan denizkızları, bu hikayelerde masumdur. Rüyasına girdiği hastayı iyileştirir, en çaresiz insana çareler bulur. En ümitsiz hayallerin gerçek olması için bir dokunuşu yeterlidir. Kimilerine göre kadınların boynunu, kulaklarını, ellerini süsleyen değerli inciler denizkızlarının gözyaşlarıdır. Japon kültüründe denizkızını yakalayıp etini yiyenlerin ölümsüzlüğü yakalayacağına inanılır.

Türk şiirinde, Garip akımının kurucusu Orhan Veli Kanık “Denizkızı” şiirinde düşsel denizkızının özelliklerini yükler gerçek bir kadına.

“Denizden yeni mi çıkmıştı neydi;

Saçları, dudakları

Deniz koktu sabaha kadar;

Yükselip alçalan göğsü deniz gibiydi”

der, bir efsane anlatır, bir deniz şarkısını söyler gibi.