Dünyanın En Değerli Kaynağı

Gelişmekte olan ülkelerin çoğu çevreye zarar vermeyen su politikaları uygulayamadığından, gezegenin su kaynaklarını koruma sorumluluğu sanayileşmiş ülkelere düşmektedir.

Su Kullanımı

İnsanların ürün ekip biçmeye ve hayvan yetiştirmeye başlamasından beri suya sadece içmek için değil, bir kaynak olarak da gerek duyulmuştur. İnsanların ilk yerleşim alanları nehirler, göller ve doğal pınarlar civarında ortaya çıkmıştır.

Bugün bile kıyı bölgeleri ve nehir ya da göllere yakın alanlar, sanayi merkezleri kadar yoğun nüfusludur. Enerji üretiminde kullanılmasının yanı sıra, sanayi ve tarımda suya dönük muazzam talep doğal su rezervlerini gittikçe tüketiyor.

Temiz Su

İnsanların yoğun su kullanımı yüksek düzeyde kirliliğe ve hastalıkların yaygınlaşmasına da yol açmış bulunuyor. Bunun bir sonucu olarak, suyun güvenle içilmesi için karmaşık ve pahalı işlemlerden geçirilmesi gerekiyor. Deniz suyundan tuz arıtan tesisler yararlı bir alternatif değildir; çünkü bu işlem daha az verimlidir ve maliyeti de yüksektir.

Su Sıkıntısı

Dünyadaki bütün su kaynaklarının ancak % 0,03ü içme suyu olarak kullanılmaya elverişlidir. Bununla birlikte, küresel su kaynaklarının daha dengeli paylaşımı ve dünyanın her yanında toplumların su işleme tesislerinden daha etkin biçimde yararlanması durumunda, bu miktar bile yeterlidir.

Afrika’nın bazı kesimlerinde ve Çin’de görüldüğü gibi, su sıkıntıları esas olarak düşük yağış düzeyinin ekonomik zayıflık ya da yüksek nüfus yoğunluğuyla bir araya geldiği yerlerde ortaya çıkıyor. Dünya genelinde yaklaşık 1 milyar insan temiz içme suyuna erişme olanağından yoksundur. Her yıl yaklaşık 5 milyon kişi su sıkıntısı ya da kirli suya bağlı hastalıklar yüzünden yaşamını yitiriyor. Temiz içme suyu ihtiyacı, yakında dünya genelinde bir soruna dönüşebilir. BM tahminlerine göre, 2050’ye varıldığında yaklaşık 9 milyar insan dünyanın tatlı su kaynaklarını paylaşmak zorunda kalacak.

Su Kirliliği

Suyu temiz tutmaya yönelik çevre düzenlemeleri ve kısıtlamalar sadece birkaç sanayileşmiş ülkede mevcuttur. Buralarda atık sular nehirlere boşaltılmadan önce arıtma tesislerinde işlemden geçiriliyor.

Tarım uygulamaları da dünya genelinde sorunlara yol açıyor. Küresel su kullanımında çiftçiliğin payı %70’i buluyor. Tarlalar sulandığında, gübreler ve tarım ilaçları yeraltı sularına ya da çevredeki nehirlere karışıyor. Bu arada okyanuslar genellikle fazla kimyasallar ve diğer atıklar için çöp boşaltma alanları olarak kullanılıyor. Kullanılmış petrolün ve sınaî ya da radyoaktif atıkların doğrudan denize boşaltılması yaygın bir alışkanlık. Her yıl yaklaşık 1 milyon ton petrol okyanuslara ve denizlere dökülüyor. Sağduyudan yoksun bu atık stratejileri yüzünden birçok nehir, göl ve deniz daha şimdiden ekolojik yıkıma ya da uzun vadeli hasara uğramış durumda.

Kısa kısa………

Vahalar: Sahra Çölündeki yeraltı suyu kaynakları yaklaşık 1 milyar yıl yaşındadır. Sulama projelerinde kullanılan bu su kaynakları, düşük yağış düzeyi nedeniyle yenilenmiyor.

Mexico City: Yeraltı sularının pompalanarak çıkarılmasından dolayı, Meksika’nın başkenti her yıl yaklaşık 20 cm toprağa gömülüyor.

Dünya’nın en büyük barajı Çin’de bulunan Üç Boğaz Barajı’dır.

Dünya’nın tatlı su rezervlerinin üçte ikisinden fazlası Kuzey Kutbu ve Antarktika buzullarında gömülü durumdadır. Bu bölgeler yaşamaya elverişli olmadığından, bu su insanların kullanması için elverişli sayılmamaktadır.

Küresel ısınmanın durmaması halinde, Kuzey Kutup bölgesinde bu yüzyılın sonuna doğru buz kalmayacak.

İspanya’nın kuzey kıyısı açıklarında “Prestige” petrol tankerinin 2002’de uğradığı kaza Avrupa’nın en kötü petrol sızıntısına yol açtı.