Garipçe

garipce2

Hafta sonu İstanbul’un içinde ama şehrin kalabalığından ve trafiğinden uzakta, bakir kalmayı başarmış bir balıkçı köyünü keşfetmeye ne dersiniz? Karadeniz’le Marmara’nın buluştuğu bu köyde mis gibi iyot kokusunu içinize çekebilir ve ucuza balık ziyafeti yapabilirsiniz…  Havaların ısındığı günlerde muhteşem deniz manzarasına karşı, iyot kokusunu içinize çekerken kendinize bir kahvaltı ya da balık ziyafeti vermek isterseniz Sarıyer’e 6 kilometre mesafedeki bu balıkçı köyünün yolunu tutabilirsiniz… Garipçe, neredeyse tüm nüfusun balıkçılıkla uğraştığı ufacık bir köy. Tam Karadeniz’le Marmara’nın buluştuğu noktada konumlanmış. Burası bir nevi Karadeniz köyü. Çünkü Karadeniz’den göç eden balıkçılar oluşturuyor köy nüfusunu. Zaten köyde gezinirken Karadeniz lehçesi sık sık kulağınıza çalınıyor, mısır ekmeği, karalahana sarması, mıhlama gibi yöresel lezzetlerin kokuları da evlerden yükseliyor.

İstanbul’un içinde ama bir o kadar da dışında kalan saklı köşelerinden biri Garipçe Köyü. Küçük bir Karadeniz yerleşmesi. Garipçe Köyü, İstanbul Sarıyer’in dokuz köyünden biri. Osmanlı döneminde köyün saraya sebze, meyve özellikle de üzüm yetiştirdiği rivayet ediliyor. Boğaz’ın Karadeniz girişinde, Rumeli Feneri’nden sonraki ikinci köy olan Garipçe, küçücük bir koyun yamacına kurulmuş. Üç lokanta, bir kahve, bir de bakkalı var. Karşısında Poyrazköy uzanıyor. Garipçe Köyü öncelerden pek duyulmasa da son zamanlarda haberleri çıkan yakınlarına yapılacak 3. köprü nedeniyle ünlü olmayı başardı. Garipçe Köyü 3. köprü dedikodularıyla az da olsa ünlü olunca yoğun ziyaretçi akınında bugünlerde. Bu turistik merkezin en önemli yapıtlarından biri olan Garipçe Kalesi, bakımsızlıktan girilemeyecek halde.

 garipce5

Mitolojiye göre eskiden bu bölgede lanetlenen kral Phineas yaşarmış. Sahilinin yüksek ve kayalık olması nedeniyle akbabalar buraya yuva yaparmış. Bu nedenle de adı Gyropolis yani ‘Akbabalar Şehri’ olmuş. Köyün bir tepesinde, tarihi Cenevizlilere kadar uzanan, bir gözetleme kulesi var. Diğer tepede kalan kalenin ise padişah III. Mustafa Han tarafından Fransız mimar Baron François de Tott’a yaptırıldığı biliniyor.
Nüfusu 50 yıldır sabit duran köy, SİT alanı aynı zamanda. Yani çivi çakmak yasak. Konaklamak için bir tesis de yok. Burada en büyük ilacınız doğa. Sadece manzarayı seyretmek için bile gidilebilir. Sürekli içildiğinde böbrek taşı ve kumu düşürdüğü iddia edilen, içimi hoş, yumuşak bir su kaynağı var köyde. Hacı Suyu ya da Hacı Süleyman Suyu olarak biliniyor. Bu suyu içmek için Çanakkale’den, Bursa’dan gelenler var.

Ama Garipçe’ye her şeyden önce balık yemek için gidilmeli. Köyde üç balık lokantası var. Üstelik bu köy taze balığı herhalde en ucuza yiyebileceğiniz adreslerden.

Yemeğinizi yedikten sonra köyün Cenevizlilerden kalma kale ve kulesine çıkmalısınız. Köy meydanından sola yürüdüğünüzde karşınıza sizi kaleye götürecek dik merdivenler çıkıyor. Tepeye vardığınızda muhteşem bir deniz manzarasıyla karşılaşıyorsunuz. Bir gözetleme kulesini de bünyesinde barındıran kale, 550 yıllık. İki tarafı taş duvarlı geçitten ilerleyip, demir kapıdan geçerek açık havaya çıkıyorsunuz. Kale eteklerinde piknik yapılabilir. Tek sorun, kale bakımsız ve pislik içinde.

Özel araçla Sarıyer’den Rumeli Feneri-Kilyos yönünde ilerlemek gerekiyor. 6 km sonra Garipçe yol ayrımı var. Köye Sarıyer-Rumeli Feneri arasında çalışan otobüslerle gidilebilir. Otobüsler yazın ve haftasonlarında 15 dakikada bir, diğer günler 45 dakikada bir kalkıyor.

garipce6 garipce

garipce4garipce3