İnsanlar ve Dağlar

Düya nüfusunun onda biri dağlarda yaşar. Dağlar sadece sakinleri için değil, insanlığın geri kalan kesimi için de önemli bir geçim kaynağıdır.

Alp’lerdeki eriyen karla birlikte, Alp buzullarının karından elde edilen su, dünya nüfusunun yarıdan fazlasına içme suyu sağlamaktadır.

Sonsuz Buz:

Buzullar kar yağışının buz eritme kapasitesini aşacak kadar bol olduğu yerlerde oluşur. Kar kristalleri kalınlaşır, katılaşır ve sert buzula dönüşür.

      Bir buzul kaynağı olan bu birikim alanları çoğunlukla 3.000 m’nin üzerinde yer alır. Uçtaki buzul dili ise 1.500 m kadar alçakta olabilir. Buzullar vadilere doğru inerken,kenarlarda ve buzul dilinin bitişiğindeki kara kütlesi yüzeyinin altında bulunan kayaçları kazır. Böylece başlangıçtaki V içimi vadiler U biçimi geniş vadilere dönüşür. Bir buzul dilinin çözülmesi çoğu kez buzul dili ile uç buzultaş arasında bir gölün oluşmasıyla sonuçlanır. Bu süreç Konstanz Gölü ile California’daki Donner Gölü gibi göllerin olşumunu açıklar.

      Dünyadaki bütün buzulların çoğu halen çözülmenin son aşamasında bulunuyor. Bunların büyük olasılıkla iklim değişimi yüzünden erimesi sarp uçurumların oluşmasına ve iri kaya parçalarının kopmasına yol açar. Artan heyelanlar bu olayın olası bir sonucu olabilir.

       Düşen kaya parçalarıyla mücadelede benimsenen koruyucu önlemlerden biri çelik ağlardır. Bu modelle yaklaşık 15 ton kaya ve taş toplamak mümündür.

Heyelanlar:

Dağların tehlike alanlarına dönümesinden bir ölçüde insanoğlu sorumludur. Alan açma ve yol yapımı bir çok yörede dağ yamaçlarının temel çatısını ve bitki köklerinin bağlayılığını ypk etmiştir. Bu yamaçlar heyelanlara daha duyarlı olur ya da bazen şiddetli biçimde aşınır. Peru Andları’nda 1970’te büyük bir depremin tetiklediği bir heyelan 70 bin kişiyi kaya, buz ve mil altına gömmüştür.

Kar çığları:

Çığların çoğu 30-50 derece arasındaki yamaç eğiminde meydana gelir. Eğim daha yüksek olursa, büyük kar kütleleri yamaçta tutunamaz; daha düşük olursa, kar akamaz.

        Çığlara kar örtüsünün kararsızlığı yol açar; bu durum tabandaki kar katmanı gevşeyip yerinden oynayınca ortaya çıkar. Artan sıcaklıkla birlikte, kristaller bağlayıcı özelliklerini yitirir.

       Saçak denen asma kar kütlelerinin bulunduğu dağ sırtları boyunca rüzgârın esmesi de bir tehlike oluşturur. Bu tür toz çığları özellikle yıkıcıdır; kar saatte 300 km’yi aşan bir hızla iner. Eşlik eden rüzgâr fırtınaları ve hava basıncı değişkenlikleri bir kasırgaya yakın düzeyde seyreder. Bu hava ve kar bileşimini solumak boğulmaya yol açar.

  Yüksek dağlardaki vadi buzulunun (alp buzulu) boylamasına kesiti. Bu tür buzullar 70 km’lik uzunluğa ulaşabilir. Dünyanın toplam buz yüzeyi içindeki oranı ancak %1’i bulur.