Kangurular,Koalalar ve Ornitorenkler.

Bu ilk memelilerin diğer memelilerde görülmeyen benzersiz özellikleri vardır. Tekdelikliler kloak yoluyla yumurta bırakırken, keselilerde yavru, doğduktan sonra süt emmek ve büyümek üzere annenin kesesine girer.

Tekdelikliler ve keseliler esas olarak Avustralya kıtasında rastlanan ilk memeliler arasında yer alır.

Tekdelikliler

Tekdelikliler en özgün ve belki de en olağandışı memelilerdir. Barsak ve idrar kanallarının açıldığı bir boşluk olan kloak yoluyla yumurta bırakırlar. Türüne bağlı olarak dişi memeli, çiftleşmeden iki ila dört hafta sonra yumuşak kabuklu bir ya da iki yumurta yumurtlar; 10 güne varan kuluçka döneminin sonunda yumurtalardan yavrular çıkar. Ardından yavru diğer bütün memeliler gibi anne sütüyle beslenir.

Ornitorenkin keratin (boynuzun oluştuğu madde) tabakalarıyla güçlendirilmiş geniş ve yassı çenesinde ördeğinkine benzer bir gaga belirir. Kunduzunkine benzer düz kuyruğu ve küreğe benzer perdeli pençeleri sudaki küçük yaratıkları avlamasına ve ayıklamasına olanak verir. Avustralya’nın nehir kıyılarında, kendi kazdığı karmaşık oyuklarda yaşar.

Buna karşılık, ekidna olarak da bilinen dikenli karıncayiyen tam bir kara hayvanıdır. Güçlü pençeleri karınca ve diğer böcek yuvalarını kazmasını sağlar; daha sonra borumsu burnunu ve uzun, yapışkan dilini kullanarak böcekleri yer. Tehlike durumunda dikenlerini kabartır. Bütün tekdelikli türleri yalnız dolaşır ve geceleyin ya da esas olarak şafak vakti avlanırlar; sadece Doğu Avustralya, Papua Yeni Gine ve Tazmanya’da yaşarlar.

Keseliler

Keseliler değişik yaşam alanları ve davranış kalıpları olan 270 türü kapsar. Bunlar Avustralya kıtası, Papua Yeni Gine, Kuzey Amerika ve Güney Amerika’da yaşar. Avustralya ve Güney Amerika kıtalarının Pangaea’dan kopmasından sonra, keselilerin değişik doğal ortamlara bağlı olarak, farklı yollardan gelişim göstermiş olmaları mümkündür; bununla birlikte aynı biyolojik yapıyı taşırlar. Plasentalı memeliler (Eutheria memeliler) kuzey kıtalarında aşağı yukarı aynı gelişim çizgisinden geçmişlerdir; bu nedenle her iki gruptaki hayvanlar vücut biçimi ve davranış kalıpları bakımından şaşırtıcı benzerlikler gösterir. Örnek olarak keseli köstebek ile bayağı köstebek ve keseli kedi ile gelincik verilebilir.

Keselilerin dış görünüşü öylesine değişkendir ki, ortak özelliklerin ayırımına varmak zordur. Ancak ağır basan ortak özellik, annelerin yeni doğmuş yavruyu taşıyarak emzirdiği bir kesedir. Yavru keseli, zorlu bir doğum sürecinden geçer; çünkü sadece koku ve dokunma duyularını kullanarak, doğum kanalından keseye tırmanması gerekir. Oraya varınca ağzıyla annenin meme bezlerinden birine sarılır ve keseden ayrılmaya hazır hale gelinceye kadar süt emer.

Kızıl kanguruda süt emme evresi 235 güne kadar çıkabilir. Bir doğumda bazen 12 yavru doğar. Yavru sayısı, kesede gördükleri korumanın derecesine ve süresine göre değişir. Koruma düzeyi ne kadar yüksekse, sağ kalan yavru sayısı da o ölçüde artar. Dolayısıyla yüksek bir doğum sıklığı kesede kısa ya da daha az korunaklı bir kalış süresini telafi eder.

Kısa kısa….

Avustralya çayırlarında yaşayan kangurular, ileriye atılmak için son derece güçlü arka bacaklarını ve denge için kalın kuyruklarını kullanarak çok yükseğe sıçrarlar.

Koalalar ya da koala ayıları sadece okaliptüs yaprakları yerler. Avustralya’daki okaliptüs ormanlarının küçülmesi yüzünden bu bağımlılık varlıklarını tehdit ediyor.

Ornitorenk, nehirlerin yakınında yaşayarak balık avlar. Üreme oyuğunun uzunluğu 30 m’ye kadar uzanır. Ornitorenk oyuğundan her çıkışında, davetsiz misafirlere karşı girişleri çamurla sıvayıp kapatır.

Dikenli karıncayiyen 49 yıl kadar yaşayabilir.

Erkek ornitorenkin arka ayağında işlevsel bir zehirli mahmuz vardır.

Keseli sıçan kanatlı post yüzeyleri sayesinde havada 100m kadar süzülebilir.

Kızıl kanguru 3m yukarıya ve 9m öteye sıçrayabilir.