Kapalı Çarşı

kapalicarsi3      Dünya üzerindeki en eski ve kapalı alandaki en büyük çarşılarının biri olan Kapalı Çarşı İstanbul’un Eminönü semtinde bulunup, yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisine maruz kalmaktadır. Bu ilgi zaman zaman İstanbul gibi kalabalık bir şehrin nüfusunun 20’de 1’i olan 500 bin civarında kişi tarafından ziyaret edilmesine kadar çıkmaktadır.

İstanbul’un fethinden sonra 1461 yılında inşa edilmiştir. Labirenti andıran 66 adet sokağıyla büyük bir alana konumlanmıştır. İstanbul’a ilk defa yolu düşenler için ilk görülmesi gereken yerlerin başında gelmektedir. Genelde Mısır Çarşısı’yla ulaşımının daha karışık olması sebebiyle karıştırılan Kapalı Çarşı’ya gitmek için Kabataş Zeytinburnu arasında hareket eden tramvaya binerek Beyazıt Kapalı Çarşı Durağı’nda inmelisiniz. Ardından Beyazıt Camii’nin karşısında bulunan Kapalı Çarşı’nın girişine yürüyerek varabilirsiniz. Osmanlı Devleti döneminde ülkenin en önemli finans merkezi konumunda bulunan Kapalıçarşı günümüzde bu özelliğe de sahiptir. İçinde 4 bine yakın dükkanı barındıran Kapalı Çarşı İngilizcesiyle Grand Bazaar altın ve döviz piyasasının en önemli yerlerin biridir. Kuyumcu ve mücevherat satan dükkanların çoğunluğu oluşturduğu Grand Bazaar’da tarihi ve hediyelik eşyalar, halılar, takılar satılmaktadır. Özellikle çeşit bolluğu ve fiyat uygunluğu nedeniyle yerli ziyaretçiler buraya altın ve benzeri takı almak amacıyla gelmektedir. Yabancı turistler ise İstanbul şehriyle alakalı bir hediyelik eşya arayışındadır burada. İstanbul’un simge yerlerinden biri olan ve birçok şiir, film gibi sanat eserlerine konu olan Kapalı Çarşı yıllardır ziyaretçilerini büyülemektedir.
Sokaklarında yön bulma becerinizi test edebileceğiniz ve büyük ihtimal kaybolabileceğiniz çarşı, çok çeşitli ırktan olan insanların mahşer yerinde toplandığı kalabalığı andırmaktadır.
Bu kadar çok ziyaretçisi olmasına rağmen İstanbul’da yaşayıp henüz kendisiyle tanışmamış insanların varlığı da oldukça fazladır. İstanbul’da artan alışveriş merkezi furyası karşısında dimdik ayakta kalan Kapalıçarşı, alışveriş yapılacak ve İstanbul’un tarihi dokusunun incelenebileceği yerlerden olması sebebiyle mutlaka gitmeniz gereken mekanlar arasındadır. Eğer İstanbul’a yolunuz düşer veya İstanbul’da olup burayı görmemişseniz gezi listenize ekleyin.

 

Kapalıçarşı büyük bir külliye olarak düşünülebilir. İçinde 61 sokak, 4400 dükkân, 2195 atölye, 18 çeşme, 2 bedesten, 40 han, 2200 han odası, 12 mescit, 12 depo, 1 okul, 1 hamam, 19 adet tulumba kuyusu bulunur.
Kapalıçarşı’nın belli başlı kapıları; Beyazıt, Fesçiler, Sahaflar, Kürkçüler, Nuriosmaniye, Mahmutpaşa, Mercan, Tacirciler ve Örücüler Kapısıdır. Çarşı kapıları geceleri açılmamasına rağmen, 1546 yılındaki büyük yangında ve Abdülmecit’in Mısır seferi dönüşü yapılan kutlamalarda geceleri iki kez açılmıştır.

Kapalı Çarşı’nın Fatih çağında yapılan belli kısmı haricinde; asıl büyük çarşı Kanuni döneminde ahşap olarak inşa ettirilmiş. Bu ahşap çarşı 1546 senesinde, 1651 Sultan IV. Murat zamanında ve 1710’da II. Mustafa döneminde, üç yangın yaşamış ve tekrardan kâgir olarak inşa ettirilmiştir.
Kapalıçarşı 31 bin metrekare alana sahip ve labirentsi bir yapıya sahiptir. Örtü sistemi kurşunla kaplı ve dam sayısız kubbeyle doludur. Ayrıca; Çarşının içindeki İç Bedesten denilen, 48 x 36 ölçülerinde dikdörtgen, 15 kubbe ve 8 ayaklı mekânın Bizans zamanından günümüze kaldığı da rivayet edilmektedir.
Çarşı o günlerden günümüze birçok onarım ve restorasyondan geçmiş; en büyük çapta hasarı ise, 1894 yılında yaşanan depremde almıştır. Kapalıçarşı mimarisine uygun, yüzyılların çağdaşı olan yapı, günümüzde ticari ve turistik amaçlı her gün farklı dil ve kültürden ziyaretçilerini ağırlamaya devam etmektedir.