KIZLARIMIZLA GURUR DUYUYORUM AMA………

2012 Londra Olimpiyatları’nda A Milli Kadın Basketbol Takımımız da var… Türkiye A Milli Kadın Basketbol Takımı, Olimpiyat elemelerinde Arjantin’i 72-58 yenerek 2012 Londra Olimpiyatları’na katılma hakkını elde etti. Bu zaferle Türkiye kadın basketbolunda ilk kez olimpiyatlarda mücadele etme hakkını kazanmış oldu.Başantrenörlüğünü Ceyhun Yıldızoğlu’nun, menajerliğini ise Canan Erdoğan’ın yaptığı ve Kaptan Nevriye Yılmaz, Bahar Çağlar, Begüm Dalgalar, Birsel Vardarlı, Esmeral Tunçluer, Işıl Alben, Kuanitra Holingsvorth, Nilay Kartaltepe,Şaziye İvegin, Tuğba Palazoğlu, Tuğçe Canıtez ile Yasemin Horasan’dan oluşan Potanın Perileri,Ankara Spor Salonu’nu dolduran taraftarlarımızın da büyük desteğiyle çıktıkları Arjantin maçını baştan sona üstün bir oyunla kazanıp 2011 FIBA Kadınlar Avrupa Şampiyonası’ndaki ikincilikle yakalanan başarıyı 2012 Londra Olimpiyatları’na katılma hakkı elde ederek bir üst noktaya taşıdılar. 

Türkiye (A) Milli Bayan Voleybol Takımı, 2012 Olimpiyatları Avrupa Kıtası Elemeleri final maçında, Polonya’yı 3-0 yenerek 2012 Londra Olimpiyatları‘na katılma hakkını kazandı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında duygusal anlar yaşayan ve gözyaşlarına hakim olamayan Motta, bu başarının kolay gelmediğini, olimpiyat vizesi için çok çalıştıklarını belirterek, federasyondan basın mensubuna, oyuncudan teknik ekibine kadar herkesin bu başarıda emeği olduğunu kaydetti. Teknik ekibini öven Motta, “Dünyanın birçok yerinde görev yaptım. Ama ben böyle bir teknik ekip görmedim” dedi.

         Evet, tüm bu başarılarla gurur duyuyoruz hele bir bayan olarak çok daha fazla gurur duyuyorum. Ama içimde bir burukluk da var. Bunun nedeni sporcularımız değil ne yazık ki….Şu anda 34 yaşımdayım ve çocukluğumdan beri içimde kalan voleybol sevdam için burukluk hissediyorum.

 

Şöyle açıklamaya çalışayım….Tüm bu yazacaklarım umarım okuyan bazı anne-babalara biraz yol gösterebilir amacındayım.

 

Benim bilinçli olarak voleybolla tanışmam ilkokul sıralarında olmuştur. Amatör olarak demek istiyorum. Televizyonlardan seyrederek kuralları ve nasıl oynandığını öğrenmiştim. Hayalim gördüğüm ablalarım gibi takıma girmek ve milli sporcu olmak idi. O yaşlarda daha çok yazın arkadaşlar arasında devam eden voleybol denemelerim ortaokul çağlarına geldiğimde okulumdaki spor hocam sayesinde beğenilmiş ve takımlara katılmam için destek görmüştü. Ama işte tam o sırada sevgili anne ve babam devreye girip derslerimle sporun birlikte zor ilerleyeceği hatta derslerimi aksatacağım yönünde karar vermişler. Halbuki derslerim gayet başarılı idi. Voleybola olan tutkum azalmamıştı. Ve inanıyordum ki ikisini de başarı ile yapabilirdim. Ama aile baskısı daha yüksek olunca spor sevdam sadece içimde kaldı. Seçmelere başvurmadım. Derslerime okuluma devam edip Tıp Fakültesi’nde okuyup doktor oldum. Ama içimde hep ama hep o hissi taşıdım. Özellikle voleybol oynayan gerek takım bazında gerekse milli takım olarak seyrettiğim kızlarımızı görünce………..

 

Diyeceğim şudur ki anne ve baba olarak her ne kadar çocuklarınızın iyiliğini düşünüyorsanız da biraz da onlara kulak verin. Hele biraz bilinçlenip doğru ile yanlışı ayırt edebiliyorlarsa iyi dinleyin onları. Küçük yaşlarda spor, drama, piyano, ders ve ebeveyn yarışlarına sokmayın onları. Çok yorulurlar manen ve fiziksel.  Evet haklısınız sosyal faaliyetlerde bulunmaları lazım ama kendi bencilliğiniz yüzünden onları kaybetmeyin. Ve benim gibi de içlerinde hep burukluk hissetmelerini sağlamayın.

 

Bırakın çocukları kendileri ne istiyorlarsa denesinler. Deneme yanılma yöntemi çok geçerli. Gözlemleyin onları. Hep yanlarında olun. Olun ki yardıma veya desteğe ihtiyaçları olduklarında sizleri yanlarında bulsunlar.

 

DİNLEYİN………

GÖZLEMLEYİN……….

DESTEKLEYİN……….

 

Nur Şebnem ATAKİŞİ ÇAĞDAŞ