Midye hakkında bilgiler…

Midyeyi ne zaman sevmeye başladım tam olarak hatırlamıyorum. İstanbullu olarak daha çok yazın deniz kenarında kumsalda midye dolma yemek gibisi yoktur benim için. Yaşadığım şehirde midye dolma yediğimi ya da canımın çektiğini hiç hatırlamıyorum fakat ne zaman yazlığa doğru yolculuğum başlasa aklıma gelenler arasındadır midye dolma. Geçtiğimiz hafta sonu da eşim ve abim ile birlikte bir hafta sonu kaçamağı yapalım dedik ve atladık arabaya yazlığa annem, babam ve yeğenimin yanına gittik. Tüm yol boyunca aklımda olanlar arasında idi gene midye. Afiyetle kumsalda yedik de midyemizi. Bunun üzerine dönüş yolculuğumuz sırasında neden bu konu hakkında araştırıp yazmadığımı düşündüm. Öncelikle biraz araştırma yaptım. Midye nedir, nerede yaşar, nasıl ürer vs vs gibi konuları ve de midye dolma nasıl yapılır konusunu. Şimdi size biraz ansiklopedik bilgi aktarmak istiyorum.

Midyelerin çoğu denizlerde, az bir kısmı da tatlı sularda koloni halinde yaşarlar. Vücutları kireçli maddeden yapılmış iki eşit kabukla örtülüdür. Midyeler kabukları sayesinde kolayca tanınabilen, çoğu denizlerde kayalara, rıhtım direklerine, gemi diplerine yapışık olarak yaşayan yumuşakçaların, yassı solungaçlılar takımındandır. Salyangozların tek parçadan meydana gelen kabuğu yerine, bunlarınki iki parçadan ibarettir. Bu iki kabuk birbirinin tamamen aynısıdır. Midye bu iki sert kabuğun arasında yaşar. Ayrıca “manto” denilen yumuşak bir zarla da kaplıdır. Üç tabakadan meydana gelen kabuklar mantonun salgısıdır. Dış kabuklarını, bir parçadan diğerine çapraz olarak uzanan bir çift kas aracılığıyla sıkı bir şekilde yapışık olarak tutar. Kabukların açılıp kapanması midyenin isteğine göre yine bu kaslarla olur. Canlı midyelerin kabukları kapalıdır.

Midyelerin başları yoktur. Fakat kaslardan yapılı bir çeşit ayağı vardır. Bundan dolayı bunlara “balta ayaklılar” da denir. Yine kabukları arasında yassı levha biçiminde iki çift solungaçları bulunur. Solungaçlarda mevcut küçük kirpiklerin devamlı olarak kıpırdanmalarıyla kabuğun üzerindeki delikten içeri giren su, bütün vücudu dolaştıktan sonra alttaki delikten dışarı atılır. Besinlerini de solungaç kirpiklerinin meydana getirdiği su akımıyla sağlarlar. Böylece midye denizdeki küçük hayvancıklarla beslenmiş olur. Midyenin ağzı, üzeri kirpikli dört adet ağız kollarının uzantıları arasındadır. Ağız boşluğunda, çeneler, tükürük bezleri ve çiğnemeye yarayan yapılar bulunmaz. Sindirim sistemi küçük bir mide ile kısa bir barsaktan ibarettir. Kalp, bir karıncıkla iki kulakçıktan oluşur.  Kan solungaçlar arasından geçerken temizlenir.

Midyenin etli yumuşak ayağı baltaya benzer. Bu ayağın salgıladığı bir madde su temasında katılaşarak “bisüs” denilen uzantıları meydana getirir. Bu uzantılarla midye, arzu ettiği yere gider ve yapışır. İstedikleri zaman iplikleri kopararak yer değiştirirler. Balta ayaklarıyla sıçrayabilenleri de vardır. Tarak midyeleriyse, manto boşluğuna aldıkları suyu tazyikle iterek yüzebilirler. Bir kısmı, suyun giriş ve çıkış deliklerini dışarıda bırakarak kendilerini kum ve çamura gömerler.

Midyelerin çok az bir kısmında göz bulunur. Mevcut olanlarda gözler diğer hayvanlarda olduğu gibi vücudun ön ucunda değil, manto kenarı boyunca bir sıra halinde bulunur.

Midyelerin çoğu ayrı eşeyli, az bir kısmı hermafrodittir. Yumurta ile çoğalırlar. Bir dişi midye, özellikle yaz aylarında 450.000 kadar yumurta bırakır. Döllenme suda olur. Yumurtalar, genellikle dişinin manto boşluğunda su ile giren spermler tarafından döllenir. Yumurtadan çıkan 1/2 mm uzunluğundaki serbest yüzen kirpikli larvaları ana midyenin solungaçlarına yapışarak yaşarlar. Bir müddet sonra anadan ayrılarak çengelleriyle bir balığın solungaç veya

yüzgeçlerine tutunurlar. Buradaki parazitlikleri sonunda kabukları meydana gelerek genç midyeler halinde balığı terk ederler. Bu başkalaşma beş yıl sürer.

Midyenin halen yaşayan 11.000 türü vardır. En küçükleri 4 mm, en büyükleri 60 cm uzunluktadır. Denizlerde yaşayanların kabukları siyahımsı renkte ve üçgenimsi biçimlidir. Tatlı su midyeleri yuvarlaktır. Uzunlukları 10-12 cm kadardır. Çoğunlukla yeşilimsi kabukludur. Deniz midyelerinin ömrü 12-14 yıldır. Dere midyeleri 20-30 yıl, tatlı su inci midyeleriyse 80-100 yıl kadar yaşarlar.

Midyeler eğer temiz olmayan mikroplu sularda veya demir- bakır gibi elementlerin olduğu yerlerde yaşıyorsa bunları yiyen insanlarda zehirlenme olayı görülebilir. Midye, suyu filtre ederken bu zehirli mikroorganizmaları besin olarak alırlar. Zamanla bu yumuşakçaları yiyen balıklarda kitlesel ölümler görülebilir. İnsanda ise belirtiler, zehirli midyenin yenmesinden birkaç dakika sonra başlar ve birkaç saatten birkaç güne kadar sürebilir.

Tüm bu bilgilerin eşliğinde her ne kadar çok seversek sevelim gene de  midye yemeklerini yerken çok dikkatli o
lmamız gerekir. Lütfen unutmayın….

Midyenin besin içeriği, midyenin temizlenmesi ve midye dolma tarifi ile ilgili bilgilerle bir dahaki yazımızda buluşmak üzere…….

Midye Hakkında bir başka makalemiz.

 Nur Şebnem ATAKİŞİ ÇAĞDAŞ