MODERN MATBAA

Eskiden yazıları çoğaltmak için bunları ya elle yeniden yazmak ya da sert bir malzeme üzerine kazıyıp istendiği kadar basmak gerekiyordu. Matbaanın kökeni konusunda tartışmalar bulunsa da “modern” kitabın ortaya çıkışı Avrupa’ya özgü bir olgu olarak kalmıştır. Matbaanın atılımını, kurşundan, değiştirilebilen, hareketli yazı karakterleri döken Gutenberg’le yaptığını söyleyebiliriz. Basılan ilk kitap 1455 yılındaki Gutenberg İncil’i oldu. Matbaa hızla yaygınlaşacak ve yarım yüzyıldan az bir zaman içinde Avrupa’nın 200 şehrinde 20 milyondan fazla kitap basılmış olacaktı! XIX. Yüzyıla kadar matbaacılık çok fazla değişmeyecekti. 1847’de Amerikan Richard Hoe tarafından tasarlanan rotatif baskı makinesi ilk devrimlerden biriydi: Hareketli yazı karakterleri bombe verilmiş bir levha üzerine aktarılıyor, ardından bu levha döner bir silindire takılıyordu. 1885’te Ottmar Mergenthaler tarafından bulunan linotiple daha hızlı ve daha büyük miktarda basım yapılabildiğinden günlük gazete basımı da yaygınlaştı. Bu bir çeşit yazı makinesiydi ve küçük, hareketli yazı karakterlerine sahipti.

Zamandan büyük kazanç sağlarken küçük atölyelerin de hızlı ve büyük miktarda baskılar yapmasına olanak tanıdı. Bu basım tekniği 1970 yılına kadar kullanıldı. Daha modern bir basım tekniği ise 1956 yılında devreye girdi: Fotokompozisyon. Bu teknikte kurşun karakterlerin yerini basılacak metnin fotoğrafik görüntüsü aldı. Bu görüntü daha sonra fotoğraf kağıdının üzerine geçiriliyordu. Bir diğer sistem olan ofset tekniği de 1970’li yıllarla birlikte oldukça yaygınlaşmaya başladı. Silindirlerin kağıda basılmak üzere mürekkeplenmesinden ibaret olan bu yöntem de baskı kalitesi ve verimliliğiyle büyük bir başarı kazandı. Günümüzde bilgisayarların ve bilişim tekniklerinin yardımıyla belgelerin basımı matbaalardan başka yerlerde de, örneğin ofislerde ve hatta evimizde bile mümkün.