Nevruz ve Kısa Tarihi. Tüm detaylar.

5418aec00da82c4d4aa27179_1426780344308_2048
Nevruz nedir?
Nevruz, doğanın uyanışı ve bahar bayramı. Türkiye’de Nevruz denince akla Doğu ve Güneydoğu’da olaylar geliyor ama nevruz Kürtler dışında Farslar, Zazalar, Azeriler, Anadolu Türkleri, Afganlar, Arnavutlar, Gürcüler, Türkmenler, Tacikler, Özbekler, Kırgızlar, Karakalpaklar ve Kazaklar tarafından da kutlanıyor.
Kelimenin aslı eski Farsçaya dayanıyor. “Yeni” anlamındaki “nava” ve “gün ışığı/gün” anlamındaki “rəzaŋh” birleşerek kelimeyi oluşturmuş. Kısacası “yeni gün/günışığı” demek.
2
Nevruz’un kökeni: Eski İran
Nevruz geleneğinin tarihin en son Buzul Çağı’nın bitmesine kadar gider. Bu çağlarda iklim şartları günümüze göre çok daha zorlu olduğu için yaşamsal bir önem arz ediyormuş. Dolayısıyla sert bir kışın ardından gelen bahar, doğanın tekrar yeşillenmesi, hayvanların yavrulaması vs. insanlar için bolluk ve hayatta kalmak demek.
İşte, Firdevsi’nin eski İran efsaneleri üzerine kurulu manzum destanı Şehname (977-1010), Nevruz’u Zerdüştlük metinlerinde “insanlığı yaşayan her canlıyı öldürmesi için gönderilmiş katil kıştan kurtaran kişi” olarak geçen Cemşid’e kadar götürüyor. Bu mitik Pers Kralı Cemşid’in İndo-İran halklarının avcılıktan hayvancılık ve yerleşik hayata geçişi simgeliyor olması mümkün. HemŞehname‘de hem de İran mitolojisinde Cemşid, Nevruz’un kurucusu olarak geçiyor. Şehname‘ye göre Cemşid değerli mücevherlerle bezeli bir taht inşa etmiş. ‘Demon’ların (iblis) kendisini göklere yükselmesini sağlamış ve gökyüzündeki tahtında bir güneş gibi parlıyormuş. Dünyadaki diğer canlılar merak içinde toplanmış, mücevherleri etrafına serpiştirmiş ve o güne “Yeni Gün” ya da “No/Now-Ruz” demişler. Pers takviminde ilk ay olan Farvardin’in ilk günü.
İran kozmolojisinin mimarlarından ve Zerdüştlerin peygamberi olan Zerdüşt birçok bayramın kurumsallaşmasını sağlayan kişi. Bu yüzden Nevruz’un Zerdüşt’le kurumsallaştığına inanılıyor.
Kutlamanın kökeni Eski İran. İran mitolojisinde Nevruz’un nasıl ve ne zaman kutlanmaya başladığıyla ilgili değişik mitler var. Zerdüştlükte en önemli Zerdüşt bayramları Gahambarlar ve ekinoksa denk gelen Nevruz.
İran’da konuşulan diller ve Zerdüştlük konusunda uzman, İngiliz akademisyen Mary Boyce,“İçlerinde en kutsal olan ve derin bir  dogmatik anlama sahip Nevruz’un, Zerdüşt’ün kendisi tarafından kurulmuş olması makul bir tahmin,” diyor.
Altıncı Gahambar gününün akşamıyla Nevruz’un sabahı arasında, sonradan “Frawardinegan” olarak bilinecek “Hamaspathmaedaya” kutlanırdı. Bu ve Gahanbar, Avesta’dan geriye kalan metinde isimleri geçen yegâne bayramlar.
3
Babil-Pers ilişkisi
Proto İndo-İranlıların takvimin ilk gününü bayram olarak kutlayıp kutlamadıkları kesin olmasa da hem İranlıların hem Hintlilerin hasat, tohum ekimi ve yeni yıl kutlamasıyla ilişkili olarak sonbahar ve baharın başlangıcını gözlemlediklerine dair işaretler var.
Mary Boyce ve İslam öncesi Orta Asya uzmanı akademisyen Frantz Grenet mevsimsel bayram geleneklerini şu şekilde açıklamışlar:
“Bu mevsimde Babil bayramlarının görkeminin, Persleri ‘Yeni Yıl’ anlamına gelen Navasarda adıyla kendi bahar bayramlarını geliştirmeye yöneltmesi mümkün. Eski Perslerin toplumsal gözlemleri genellikle mevsimseldir ve tarımla ilgilidir. Geleneksel olarak hem sonbaharda hem de baharda yılın dönüm noktasını işaretlemek için bayram yapmış olmaları olası.”
5
Yahudi bayramı Purim ve Nevruz
Bu tarihte Yahudiler Pers hakimiyeti altında girmişler ve iki halk da kendi geleneğini ötekine öğretmiş. Encyclopædia Britannica‘ya göre Ester Kitabı‘ndaki Purim’in hikâyesi, haremdeki sultanların açıkgözlülüğü hakkında bir Pers masalından uyarlama. Bu da Purim’in Pers yeni yılının bir dönüşümü olabileceğini düşündürüyor.
Öte yandan Din ve Etik Ansiklopedisi, Nevruz bahar ekinoksunda (güneş takvimi) vuku bulurken Purim tatilinin ay takvimine dayandığını not düşmüş. Dolayısıyla iki bayram da farklı tarihlerde, ama birkaç hafta arayla kutlanıyor. İkisi de neşeli etkinlikler. Buradan yola çıkarak Yahudilerin ve Perslerin bu bayramlar söz konusu olduğunda birbirlerinin adetini paylaştıkları ya da onlara uyum sağladıkları söylenebilir.
Persepolis’te kutlamalar
Büyük Darius bu tarihte Persepolis’teki yeni inşa edilmiş olan sarayında Nevruz’u kutlamış. Son araştırmalar, bu kutlamaların çok özel bir anlam ifade ettiğini ortaya koyuyor.
Sabah saat 06:30’da güneşin ilk ışıkları sadece Nevruz gününde gözlemevindeki büyük kabul salonuna denk gelmiş. Olayın önemi bunun sadece 1400 yılda 1 kez gerçekleşmesinde. Bu, Babillilerin ve Yahudilerin de yeni yılı ile çakışıyor. Bu yüzden kutlamaların eski toplumlar için çok uğurlu ve önemli sayıldığı düşünülüyor.
Persepolis’in ya da Apadana Sarayı’nın ve Yüz Sütunlu Salon’un Nevruz’u kutlamak için inşa edildiği söylenir, ama maalesef bu tarihlerde Nevruz’dan bahsedilmemiş.
Arsacid/Part hanedanları
Nisan 2011. Yeni yılın ilk bayramı  ve kelime anlamı “on üçüncü günün geçmesi” olan bu kutlama eski Pers inancına dayanıyor. Buna göre Zodyak’taki 12 burç, yılın aylarını kontrol ediyor ve sonunda her biri yeryüzü ve gökyüzünü kaosa düşürmeden önce dünyada bin yıl hüküm sürüyor. Nevruz 12 gün sürdüğünden ve 13. gün kaosu temsil ettiğinden, aileler bu gün açık havaya çıkıp piknik yapıyor ve eğlence düzenliyorlar. Ayrıca bu gün kötü şansla ilişkilendirilen 13 sayısından uzak durulur.)

Bir dönem İran’a egemen Arsacid/Part hanedanlarının imparatorluk tahtına oturduğu zamanlar ve Arsacid hanedanının Part’ın dışındaki kalan bölgelerinde de (Ermenistan ve İberya gibi) Nevruz bayramdı.
Partlarda Nevruz Mitra şerefine kutlanırmış
Nevruz’un I. Vologases (M.S. 51-78) döneminde kutlandığına dair spesifik kaynaklar var, ama bunlar maalesef ayrıntı içermiyor. Sasaniler 4. yüzyılda Batı Asya’da hakimiyet kurmadan önce, Partlar Nevruz’u sonbaharda ve sonbahar ekinoksunun başında, 1. Farvardin’de kutluyorlarmış. Part hanedanlığı süresince bir Zerdüştlük ve İran bayramı olan Bahar Bayramı Mehregan, (Zerdüştçülük dininde ahit, yemin, anlaşmadan sorumlu ilahi varlık) Mitra şerefine kutlanırmış.
Sasani dönemi Nevruz gelenekleri günümüze kadar değişmeden gelmiş
Balıkla birlikte servis edilen pilav ve yeşillik. Sabzi Polo’nun geleneksel çeşnisi maydanoz, kişniş, frenk soğanı, dereotu ve çemenotu.Baharat ve yeşilliğin baharın yeşilliğini simgelediği düşünülüyor.)
Sasani hanedanının kurucusu (M.S. 224-651) Pers Kralı I. Ardaşir’in tahta çıkışıyla birlikte Nevruz kutlamalarına dair çok sayıda kayıt beliriyor. Sasani imparatorlarıyla birlikte Nevruz yılın en önemli günü olarak kutlanmaya başlıyor. O gün krallığın ileri gelenleri halkla buluşup para dağıtıyor, suçluları bağışlıyor. Sasani dönemi Nevruz geleneklerinin çoğu günümüze kadar değişmeden gelmiş.
İslamiyet’in kabulüne rağmen gelenek İran’da sürüyor
Nevruz, kış ortasında kutlanan Sadeh’le birlikte İslamiyet’in 650’deki kabulünden sonra da varlığını sürdürmüş. Abbasiler döneminde başlıca bayramlardan biri. Ganbahar ve Mehregan gibi kutlamalar ise bırakılmış ya da sadece Zerdüştler tarafından kutlanmış.
Pers şair ve matematikçi Ömer Hayyam’a atfedilen Nevruzname (Yeni Yılın Kitabı) Pers krallığındaki Nevruz kutlamalarının canlı bir anlatımını sunuyor:
“Kai Khusraw çağından, İslam öncesi Pers krallarının sonuncusu Yazdegard günlerinden beri kraliyet geleneği şöyleydi: Yeni yılın ilk günü Now Ruz’da, Kral’ın ilk ziyaretçisi ona hediye olarak şarap dolu altın bir kadeh, bir yüzük, altın sikkeler, bir avuç yeşil buğday filizi, bir kılıç ve yay getiren Zerdüştler’den Yüca Mobad olurdu. Mobad sonra Pers dilinde Tanrı’yı yüceltir ve Kral’ı överdi. Yüce Mobad’ın Kral’a hitabı şuydu:
‘Ey Kral hazretleri, bu ekinoks şöleninde, yılın ilk ayının ilk gününde Tanrı’yı ve eskilerin kaderini özgürce seçtiğinizi görüyorum. Haberci melek Surush size işleriniz için size akıl, öngörü ve bilgelik bağışlasın. Övgü içinde uzun bir hayat sürün, altın tahtınızda mutlu ve şanslı olun, Cemşid’in kâsesinden ölümsüzlük için ve atalarımızın geleneklerine, onların soylu tutkularına, adil davranışlarına güvenmeye devam edin. Adil ve hakkaniyetli davranın. Ruhunuz güzelleşsin; gençliğiniz yeni serpilmiş tahıl gibi olsun; atınız kudretli ve muzaffer olsun; kılıcınız hasımlara karşı parlak ve ölümcül olsun; şahininiz avına hızla atılsın; her hareketiniz okunuzun sapı gibi doğrudan olsun. Zengin tahtınızdan ötelere gidin, yeni topraklar fethedin. Zanaatkârı da bilgeyi de eşit şekilde onurlandırın, zenginliğin getirdiklerini hor görün. Evinizin işleri rast gitsin, ömrünüz uzun olsun!'”
hlf
Halifelik sonrası Nevruz
Halifeliğin bırakılması ve sonrasında gelen Buyid ve Samanid hanedanları gibi yeni Pers hanedanlarının oluştuğu dönemde Nevruz daha da önemli bir olay haline geldi. Buyidler, Sasaniler zamanından kalma eski gelenekleri tekrar canlandırdılar ve daha önce Halifelik döneminde dışlanan pek çok küçük kutlamayı korudular. Suriyeli tarihçi Yakut el-Hamavi‘ye göre, İran’ın Buyid yöneticisi Ażod-od-Dawla Nevruz’u geleneksel olarak hizmetkârların masaları altın ve gümüş tabaklarla, meyve ve çiçek dolu çanaklarla süslediği görkemli bir salonda kutluyormuş. Kral burada krallık tahtına (masnad) otururken kraliyet gökbilimcisi öne çıkar, yeri öper ve onu Yeni yılın gelişi dolayısıyla kutlarmış. Bunun üzerine kral müzisyen ve şarkıcıları toplar, arkadaşlarını çağırırmış.
Biruni’nin astroloji çalışmasına göre Persler Nevruz’u evrenin hareket etmeye başladığı ilk gün olarak görüyor
10. yüzyıldan Pers alim Biruni, Kitâbu’t Tefhim fî Evâili Sanaati’t-Tencîm adlı astroloji çalışmasında farklı ulusların takvimlerine değinmiş. Bunların arasında Pers takvimi de var. Biruni burada Nevruz, Sadeh, Tiregan, Mehregan, altı Gahanbar, Parvardegaan, Bahmanja, İsfandarmazh ve başka bayramlardan da bahsediyor. Biruni kitabında Perslerin Nevruz’u evrenin hareket etmeye başladığı ilk gün olarak düşündüklerini de belirtmiş.
Pers alimi Gardezi: Zerdüşt, Nevruz’un kutlanmasına çok önem veriyor
Bugün insanlar sokaklarda ve açık alanda ateş yakıp üstünden atlarlar. Bu esnada söylenen bir şarkı var, “Sarılığım senin, kızıllığın benim,” olarak çevrilebilir. Anlamı “Benim solukluğum/yani hastalık, acı senin olsun; senin gücün/yani sağlığın benim olsun.” Ateşin yeni yıla hazırlık olarak ruhlarındaki korkuyu/sarılığı yakıp temizlediğine inanıyorlar.)

Başka bir Pers tarihçi Ebu Said Gardezi, Zayn ul-Akhbār adlı eserinin Zerdüştlük festivalleri bölümünde diğer bayramlarla birlikte Nevruz’dan da bahsetmiş ve Zerdüşt’ün Nevruz’la Mehregan’ın kutlanmasına hayli önem verdiğine değinmiş.

nvrz
Bazı Nevruz adetleri
Nevruz’dan önce dip köşe yapılan bahar temizliğine Khouneh Tekouni (“evi sallamak”) deniyor.Bu etkinliği İranlılar dışında Azerbaycanlılar, Kürtler ve güneybatı İran’da yaşayan etnik bir grup olan Lurlar da gerçekleştiriyor. Evleri baştan aşağı temizleyip yeni kıyafetler ve çiçekler (lale ve sümbül) alıyorlar. Yeni yılın ilk günü aileler Haft Sin’in olduğu masanın etrafında toplanıp baharın gelişini bekliyorlar. Yeni yıla girilince hediyeler veriliyor. Sonra yeni kıyafetlerini giyerek on iki günlük kutlamalarına aile büyüklerini ziyaret ederek başlıyorlar. Sonrasında sıra diğer aile bireyleri ve arkadaşlarına geliyor. Bunlar pek çok ailenin rastlaştığı kısa kısa ziyaretler. Çay ve şerbetle birlikte çerez, kurabiye, taze ve kurutulmuş meyve ile hamur işleri misafirlere servis ediliyor. On üçüncü gün aileler evlerinden çıkıp açık havada piknik yapıyorlar. Sizdah Bedar başlıyor.
Nevruz’a nasıl girildiyse o davranışın bütün yılı etkileyeceği inancı yaygın. O yüzden o gün akrabalara, eşe dosta komşulara iyi davranmak çok önemli. Bu gün erkekler eski alışkanlıkların bırakılması ve kaderlerinin yeni doğuşunun sembolü olarak Nevruz gecesine kadar tıraş olmayabiliyorlar.
Chahārshanbe Suri (yılın son çarşambası) gecesi yapılan diğer ritüeller
Geleneğe göre bugün yaşayanlar, atalarının ruhları tarafından ziyaret edilirler. Çocuklar kefen giyerek bu ziyaretleri canlandırırlar. Ayrıca sokaklarda tencere tava çalarak koşar ve kaşıklarla kapılara vurarak şeker ya da para isterler. Bu ritüele qashogh-zany/kaşık çalma deniyor ve son şanssız çarşambayı yenmeyi sembolize ettiğine inanılıyor. 
Chahārshanbe Suri gecesinin bir başka ritüeli de “Kūze Shekastan” yani kötü şansı uzaklaştırmak için toprak kap kırmak. “Gereh-goshā’ī “ise bir mendile ya da giysiye düğüm atarak ilk geçenden çözmesini istemek. Bunun da amacı kişinin talihsizlikten kurtulması.
Eski Türklerde Nevruz
Göktürklerin Ergenekon’dan demirden dağı eritip çıkmalarını, baharın gelişini, doğanın uyanışını temsil ediyor.
Eski Türk Takvimi’ne göre yılbaşı olarak gece-gündüz eşitliğinin yaşandığı 21 Mart, Nevruz günü olarak kutlanır, bu güne ve yeni yılın başladığı ana “Yılgayak” denirmiş.
Oniki Hayvanlı Takvim ve Melikşah’ın Celali Takvimi‘nde de yılbaşı olarak belirlenen 21 Mart, Divânu Lügati’t-Türk‘te de ilkbaharın gelişi olarak belirtiliyor.
Selçuklu ve Osmanlı
Nevruz, Selçuklu ve Osmanlı için de milli bayram. Hatta Nevruziye adlı şiirlerle ve şenliklerle ziyafet verilerek kutlanırmış. Özel olarak hazırlanan Nevruziye adlı macun Osmanlı döneminden kalan bir kültür olarak bu gün hâlâ Manisa’da 21 Mart’ta Mesir macunu şenliklerinde dağıtılıyor.
Alevi ve Bektaşiler arasında da bazı yörelerde eski takvime atfen Mart Dokuzu adıyla kutlanan Nevruz’da özel ayinler yapılırdı.
Günümüz
MÖ 8. yüzyıldan günümüze kadar her yıl 21 Mart’ta kutlanan Nevruz, Türkiye’de bir gelenek olarak ele alınırken, 1995 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyeti tarafından bayram olarak kabul edilen bir gün haline gelmiş. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 2010’da, 3000 yıldan beri kutlanan şenliği, “21 Mart Dünya Nevruz Bayramı” ilan etti.
Özbekistan, Afganistan, Kosova, Irak ve Kırgızistan 21 Mart’ta, Arnavutluk ve Moğolistan, Nevruz’u 22 Mart’ta kutluyor. Azerbaycan’dan Nevruz 20 Mart’tan 26 Mart’a kadar sürüyor. Toplamda bir hafta. Nevruz’u en uzun kutlayan İran. 20-24 Mart arası Nevruz. Toplamda 5 gün, ama okullar ve üniversiteler için verilen tatille 2 hafta ediyor. Kazakistan, 21’den 24’üne kadar kutluyor; 5 gün. Tacikistan’la Türkmenistan ise 20’si ile 23’ü arası kutluyor.
Kürtlerde Nevruz
Kawa Efsanesi
Musa Anter’e göre Nevruz aslında Kürtlerde ilk başlarda 31 Ağustos’ta kutlanıyordu, ama daha sonra Arap takviminin kabul edilmesiyle bu kutlamalar Mart ayına kaydı. Şu an 21, 22 ve 23 Mart’ta kutlanıyor. Kürtler bu bayramla çoğunlukla şehir dışındaki bölgelerde ve açık alanlarda bir araya gelirler. Kadınlar rengârenk elbiseler giyer ve başlarına pullarla süslenmiş ışıltılı örtüler örterler. Topluluk büyük bir ateş yakar ve bu ateşin etrafında dans ederek ya da üstünden atlayarak kutlama yaparlar.
Kürt mitolojisindeki Kawa efsanesine göre, 2500 yıl öncesinde Zuhak adında Asurlu zalim bir kral vardı. Efsaneye göre kralın iki omzunda da birer yılan vardı ve kral her gün bu iki yılanı beslemek için Kürtlerden iki genci sarayına kurban olarak getirtiyor, aşçılarına bu iki çocuğu öldürtüp beyinlerini yılanlarına yemek olarak verdiriyordu. Kral, aynı zamanda ilkbaharın gelmesini de engelliyordu.
Sonunda bu zulümden bıkan Armayel ve Garmayel adlı iki kişi, kralın sarayına mutfağa aşçı olarak girdiler ve yılanlar için katledilecek çocuklardan sadece birini öldürüp diğerinin gizlice saraydan kaçmasına yardımcı oldular. Daha sonra ellerindeki insan beynini koyun beyniyle karıştırarak yılanlara verdiler ve her gün bir çocuğun kurtulmasını sağladılar. İşte bu kaçan kişilerin Kürtlerin ataları olduğuna inanılıyor.
Devam edelim, kaçan çocuklar Kawa adlı demirci tarafından gizlice eğitilerek bir ordu haline getiriliyor. Böylece Kawa’nın liderliğindeki bu ordu, bir 20 Mart günü kralın sarayına gidiyor ve Kawa kralı çekiç darbeleriyle öldürüyor. Etraftaki tüm tepelerde ateşler yakan demirci ve yanındakiler, birlikte bu zaferi kutluyorlar. Yani Kürt halkı hem zalim kraldan kurtuluyor, hem de bahar geliyor.