Sessiz sanat Pandomim

pandomimSESSİZ SANAT PANDOMİM

Gösteri sanatlarının en sessizidir pandomim. Bir diğer ismiyle “mim sanatı” yani, sözsüz tiyatro oyunu. Pandomimde sanatçı, mimiklerini, ellerini, kollarını ve bedenini kullanarak temayı anlatmaya çalışır. Ona müzik ve eşyalar eşlik eder, oyunu maskeler ya da makyaj maskeleri renklendirir. Pandomim, tiyatronun evrensel dilidir. Klasik pandomimle popüler eğlence kültürü arasına fark edilir bir çizgi çekilmiş olsa da modern dünyanın break dansı da sokaklarda yaşayan heykelleri temsil eden sokak sanatçıları da pandomime özgüdür aslında.

Grekçe “mimeisthai” kelimesinden gelen mim, bir şeyi taklit etmek veya temsil etmek anlamını taşır. Milattan önceki dönemlerde mim sanatının uygulandığı biliniyor. Antik Roma’da, imparatorluk dönemindeki Pantomimus, pandomimin ilk örneklerindendi. Edebi olmayan sözsüz bir oyundu ve kamuda yürütülen gösterimler yasaklanıncaya dek geniş bir alanda yankı bulmuştu. Rönesans’ta, İtalyan doğaçlama tiyatrosu Commedia dell’Arte ile pandomim, Avrupa’nın kalbi Paris üzerinden tüm Batı’ya yayıldı.

Oyunun yüreğindeki oyuncularpandomim1

Oyuncunun neredeyse oyunun yüreği olduğu Commedia dell’Arte bulduğu her alanda, kentlerin meydanlarında, sarayda oyunlar sergiliyordu. Kapalı bit yerde ya da açık havada, sabit sahnelerde ya da geçici kurulmuş doğaçlama sahnelerde oynayan yetenekli sanatçılarıyla Commedia dell’Arte ile birlikte pandomim günümüze en yakın şeklini oluşturdu. Türkçedeki “Palyaço”nun isim babası olan Pagliaccio figürü de aynı yıllarda doğdu. 1600’lerde İngiliz gezici tiyatroları Avrupa kıtasını dolaşmaya başlamıştı. Böylece İngiliz tiyatroları Commedia dell’Arte’ı da etkilemeye başladı.

17. yüzyıldan sonra bale içinde yer almaya başlayan pandomim, 18. yüzyıla varıldığında saray balesinin gözde bir nesnesi olmuştu. O yıllarda, müziğin ağırlıklı olduğu sahnelerde sık sık kostüm değişikliklerinin yapıldığı dans kumpanyaları çok popülerdi. Paris’in resmi tiyatroları, yıldızı her geçen gün parlayan ve seyirciyle dolup taşan bu oyun yerlerinin ekonomik rekabetinden korktuğu için metin yasakları uygulamaya başladı. Böylece Paris’te sessiz tiyatro ortaya çıktı. Gerçekçi akımların etkisiyle pandomim dönüşmeye başlamış, nihayet mistik konulardan uzaklaşarak hayatın içindeki dünyaya adım atmıştı.

Saray geleneklerinden kopuş

Kral XIV. Louis’in 1715’deki ölümüyle birlikte pandomim Fransız saray geleneklerinden kopmaya başladı. Öyle ki artık yeni ve farklı bir hareketi simgeleştiriyordu. Zamanla toplum dansının düzenli adımlarından uzaklaşıldı. İzleyici, opera melodisinin daralan korsesinden sıkılmıştı. Derken trajik oyuncuların duruş ve etkili konuşmaları özlenmez oldu. Pandomim, sınır tanımayan özgürlüğün temsilci olarak yükseliyordu. Antik çağa dayanan varlığıyla gerçekliğin ve doğallığın hayaliydi.

Pandomim sanatı, Fransız Devrimi’nin ardından katı tiyatro sansürüne baş kaldırmaya başladı, bu başkaldırış halk tarafından da desteklendi. 19. yüzyılda “Büyük Palyaço” ismiyle anılan Josep Grimaldi, yetenekli bir mim sanatçısı, akrobat ve sihirbaz olarak pandomim dünyasına adını yazdı. Beyaz yüz boyasından çok büyük numaralı ayakkabılara ve daha birçok klasik numaraya kadar palyaçoluk literatürünü oluşturdu. Bugün modern anlamda palyaçoluğun babası kabul edilen Grimaldi, haken her yıl şubat ayının ilk Pazar günü, Londra’da düzenlenen günde yüzlerce palyaço tarafından anılıyor.

pandomim5Sessiz sanatın yükselişi

Pandomim, 20. yüzyıla dek sirklerin ana programlarını oluşturmaya devam etti. Kostümlerin coşkulu olduğu, yoğun sahnelerin yaşandığı, oyunların birçok karakter ve egzotik hayvanlarla zenginleştirildiği gösterilerdi bunlar. Sözlerden çok, izleyici üstünde etki bırakan resimler daha önemliydi. Carl Godlewski, Étienne Decroux, François Delsarte 19’uncu yüzyılın büyük pandomim sanatçıları arasındaki yerini aldılar.

“Sessiz sanatın üstadı” Marcel Maeceau, 1975’te pandomim sanatı ve kendi hayatı ile ilgili kısa ve sessiz bir film yaptı. Yarattığı Bip karakteri sayesinde geniş kitlelerce sevildi. Michael Jackson’ın meşhur Moonwalk dansının mucidi kabul edilen Marceau, pandomimin en başarılı uygulayıcılarından biri olarak her meslek, cinsiyet, yaş ve türü kapsayan insanı sahnede en sessiz haliyle yansıttı. Dünyadaki birçok pandomim sanatçısı gibi ülkemizden pandomim sanatçısı Erdinç Dinçer’i de o yetiştirdi.

Sessiz sinemanın ilk temsilcilerinden Charlie Chaplin ile Laurel ve Hardy, pandomimi sinemaya taşıyarak tüm dünyaca sevilmesini sağladılar. “Charlot” karakteriyle özdeşleşen Chaplin, filmlerinde dönem koşulları ile olanaksız görülebilen mizansenlere, koreografilere ve akrobatik hareketlere yer verdi. Popülist yaklaşımları benimsemeyen Chaplin, bazı yönetim biçimlerini ve teknolojiyi sessizce eleştirdi. Amerikalı Laurel ve Hardy, sinema tarihinin en komik ve en iyi ikilisi olarak kabul edildi. İncecik olan Stan Laurel ile ortağı şişman Oliver Hardy izleyiciyi kahkahaya boğdu.

pandomim4Sessiz filmlerde, bir palyaço gösterisinde, dansla sirk artistliğinde gördüğümüz pandomimden başka bir pandomim de var elbette. Çağdaş sanat olarak gelişmiş, başlı başına bir biçim. Temsili sessizlikle yapılan, çok ama çok sessiz bir sanat. Her jest ve mimik, en az hareketle en çok şey anlatmaya odaklanmış. Pandomim sanatında maskeli bir oyuncu, kendi yüzünü kaybederek izleyiciden uzaklaşıyor ve sakladığı yüzünü bedeniyle tamamen bütünleştiriyor. Yüzünü sakladıkça yaptığı hareketlerle daha çok önem yüklüyor bedenine. Elini yüreğinin üstüne koyarak aşkı betimliyor pandomim sanatçısı. Gözyaşlarını, gözlerinin üzerine yerleştirdiği ellerini aşağıya doğru çekerek döküyor. Öfkesini, sıkılmış yumruklarını başının üzerinde sallayarak gösteriyor. Ve en sessiz seslenişi yapıyor izleyicilerine.