Sinemanın Doğuşu

sinema1

Görsel sansasyona eşlik eden heyecanın ardından, sinema ekonomik çıkarların önemli bir rol oynadığı yeni bir sanatsal mecra olarak yer edinmeye başladı.

Teknik ilerleme sinemanın popüler bir sanat dalı olarak gelişmesinin sadece bir yönüydü. Varyetelerdeki özel film gösterimleri çok geçmeden yerini profesyonel bir film sektörüne bıraktı. Sinema bir ekonomik faktör haline geldi.

Kitleler İçin Sanat

sinema6Lumière kardeşler sinematografı sadece günlük yaşamı belgelemek için kullandı. Fransız tiyatro işletmecisi George Méliès ise yeni teknolojinin yanılsamalar yaratma potansiyelini kavradı. Stüdyoların perde arkalarının kurmaca ortamlar sağladığı büyülü filmler yaptı. Ardışık çekimle peri masallarını, korku ve hortlak hikayelerini beyazperdeye aktardı. Çektiği “Ay’a yolculuk” (1902) yaklaşık 15 dakikalık ilk uzun film olarak sinemada bir kilometre taşı oldu.

Ekonomik faktörler filmleri kitlesel gösterilere dönüştürmede hayati bir rol oynadı. Lumière kardeşler filmlerinin yapımında yönetmenliği de üstlenmiş, ama patentlerini 1897’de Charles Pathé adlı şovmene satmışlardı. Fransız sinema sektörünün kurucusu sayılan Pathé, dünya genelinde film ticareti üzerinde I. Dünya Savaşı’na kadar hatırı sayılır bir nüfuz elde etti. Eskiden çok az seyirciye hitap eden varyete gösterilerini daha geniş bir kitleye açtı. Çekimin bütün aşamalarını yürütecek Société Pathé Frères adlı bir şirket kurdu. İşe aldığı yönetmenler şirkete ait stüdyolarda her hafta onyedi film çıkarmaya başladı. Pathé kameralar ve projektörler satın aldı; Belçika ve Fransa’da 200 sinema salonu işletti.

Ulusal Özellikler

sinema5Başka ülkelerde de ulusal özellikler taşıyan film sektörleri kurulmaya başlandı. ABD’de Edwin S. Porter ilk western filmi “Büyük Tren Soygunu”nu 1903’te çekti. Filmlerde kurguyu sanatsal yaklaşımla kullanmaya öncülük etti.

Avrupa’nın Fransa’dan sonra gelen en önemli film yapım ülkesi Danimarka oldu. Pathé örneğini izleyen Ole Olson, Nordisk Films Kompagni adıyla bir film yapım şirketi kurdu. Şirket adına Viggo Larsen’in çektiği macera filmi “Løvejagten” (1906) bir taşkınlığa yol açtı.

İtalya’da tarihsel konuların tercih edilmesi ilk anıtsal filmlerin yapımını getirdi. Komedi türü Fransa’da tutuldu. Almanya’da film furyası ancak 1910’a doğru başladı. İlk başlarda çoğunlukla azılı bir çapkının kadın ve erkek kahramanın mutluluğuna musallat olduğu aşk hikayelerine dayalı melodramlar çekildi. Film yapımcıları zamanla Gerhart Hauptmann gibi tanınmış yazarlarla birlikte çalışmaya yöneldi.

Yönetmenin film üzerine tam denetime sahip olduğu yaratıcı sinema doğdu. Avrupa’daki Asta Nielsen ve ABD’deki Mary Pickford gibi aktrislerle 1910’dan sonra ilk film yıldızları sahneye çıktı. Onlar bile sinema sektörünün gittikçe artan gücünün ve profesyonelliğinin bir işaretiydi.

Empty TheaterKısa kısa……

Amerika’da ilk inema salonu 1902’de Los Angeles’ta açıldı.

Film dağıtımı 1904’te başladı.

1914’te Hollywood Amerikan sinemasının merkezi haline geldi.