Telefon – 1876 Alexander Graham Bell

tel

Uzun mesafeler arası iletişim alanında telefon XX. Yüzyılın şüphesiz en ileri buluşudur. Henüz 1667’de fizikçi Robert Hooke, iki küçük boru arasında uzatılan bir ipten yapılmış ‘ipli telefon’u bulmuştur. Daha sonra, ses dalgalarını taşıyan ve böylece uzaktan konuşabilmeyi sağlayan, uzun bir boru çeşidi olan konuşma (ses) boruları büyük alanlarda ve şatolarda yerini aldı. Ama elektrik perisinin gelişiyle birlikte her şey değişmeye başladı. Charles Bourseul, 1854’te, telefonun çalışma ilkesini ‘sözün elektriksel iletimi’ adlı eserinde anlattı ama bu kuramı hiçbir zaman uygulamaya koyamadı. Çoğu büyük buluş gibi, telefonu bulanın kim olduğu konusu da tartışmalıdır. Gerçekten de aynı buluş için 1876’da Alexander Graham Bell vatandaşı Elisha Gray’den iki saat önce patent aldı. Amerikan mahkemeleri Bell’in önce başvurduğuna karar verdiler.

Boston’da dilsiz ve sağırlara öğretmenlik yapan Bell, bir ses dalgasının metal bir teli titreştirebildiğini anladı. Böylece bu titreşimleri elektrik sinyallerine dönüştürebilen bir aygıt geliştirdi. Buluşunun başarısı hemen kendini gösterdi. İlk telefon hattı 4 Mayıs 1877’de Boston’da açıldı. Buluş ülkede ve dünyada çok büyük bir hızla yayıldı. Günümüzde uzun mesafeli haberleşmeler mükemmel iletişim kalitesi sağlayan fiber optik kablolarla yapılmaktadır. 1990’lı yılların başlarından itibaren ‘hücresel’ telefonlar, yani cep telefonları da yaygınlaşmıştır. Bugün dünyanın neredeyse her yerinden cep telefonlarıyla haberleşebiliyoruz. Telefon sinyalleri radyo dalgaları halinde gerek bir uyduya, gerek karadaki bir göndericiye iletilir. Ardından bu sinyaller, çağrıyı alan kişinin bulunduğu bölgedeki bir ara alıcıya, sonra da normal telefon şebekesine aktarılır. Telefonla bilgi iletimi olanakları oldukça fazla olup çok da kalitelidir. Bu sayede telefonlarla resimler ve videolar gönderebiliyoruz.

tel1tel3