Yağmur Kesiği

yagmur4

yagmurYazar: Uğur Yücel

Yayınevi: Can Yayınları

Basım yeri ve tarihi: İstanbul 2013 Ocak

Sayfa sayısı: 152

Kitap Hakkında: Sinema tarihine birbirinden güçlü filmler ve canlandırdığı sıra dışı karakterlerle adını yazan Uğur Yücel, ilk kitabıyla edebiyat dünyasını selamlıyor.1980’lerden bu yana kaleme aldığı öyküleri Yağmur Kesiği adı altında bir araya getiren Yücel, yazdıklarıyla yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.

Kuzguncuk’ta doğup büyüyen Uğur Yücel’in öyküleri, tamamen bu ruhu yansıtan nitelikte; İstanbul’daki bir balıkçı kasabasında geçen öyküler, her biri farklı dinden ve kültürden sayısız karakteri bağrına basıyor. Yahudiler, Ermeniler, Rumlar, Türkler ve her meslekten, her cinsten insan… Hepsi aynı şekilde acı çekiyor, âşık oluyor, yaşamak arzusuyla yoğrulup bükülüyor ve ölümle imtihanları her seferinde yürek burkuyor.

Yağmur Kesiği, İstanbul’un eski sakinleriyle birlikte nasıl yaşlandığını anlatırken, Uğur Yücel’in şiirsel cümleleriyle tam bir cümbüşe dönüşüyor.

yagmur3İşte Uğur Yücel’in ilk kez kitaplaşan öykülerinden tadımlık, küçük bir bölüm:

Lefteri üç gün toprak altında kalmıştı… Sırtında kırbaç izleri. Sırtı paramparça. Karnını deşip kemiğe saplanmış lakerda bıçağı.
Köpekler burunlarını toprağa vermiş, en pes seslerden ağlıyor. Denizkızları bir bir gırtlaklarını kesip kayalara vuruyor diri bedenlerini.
Ave Maria söylüyor koro.
Allahümme salli âlâ seyyidina Muhammed, diye bağırıyor kurbanlık koyunlar.
Karlar örtüyor eflatun şallarını köyün üstüne. 
Lefteriyi çarmıha gerdiler.
Ve o hiçbir şey demedi. 
Rakılar, esrarlar ağladı.
Ölüm Allahın emri ayrılık olmasa, dedi kedi imam.
Helal ettiler haklarını. 
Lefteri gömüldü.
Sevgilisi Melina Ratsisin yanına. 
Sarıldılar.
Bıçağı söktü aldı karnından Melina. Bir bir yaralarını sevdi okşadı. Gözlerini öptü. Saçlarını koparıp bedenine sürdü. Mezarın diplerine çekti Lefteriyi. Çekildikçe su geldi çekildikçe deniz, indikçe tuz geldi burnuna. Balıklar öptü gözlerini. Derin nefes al sevgilim, dedi Melina. Son nefesini aldı Lefteri.
Daldılar derinlere derinlere. Denizkızı Melina sevdasına kavuştu. Denizin bittiği yerlere gittiler, Karya mezarlarına, yüksek manastırlara…
Onlar çağırmadı bu olup biteni. Bu felaket klavyeleri. Bu yarılmış kar tepelerinden fırlamış ten kokusu.
Oluk oluk.
Onlar bağırmadı.